Önceki sayfada nasıl sıkı bir sansür uygulandığını okuyorsunuz, sayfayı çevirdiğinizde Namık Kemal'in şiirinde Abdülhamid'den Allah'ın Belası diye bahsettiğini, Tevfik Fikret'in Bir Lahza-i Taahhürünü, Mehmed Akif'in Yildizdaki Baykuş vs. hakaretlerini okuyorsunuz. Yazar acaba bunları yazarken bu tezati fark etmemiş mı? Madem özgürlük yoktu istibdat vardı, bunca hakarete neden ses çıkarmadı?
Üslubu güzel fakat, yanlı bir bakış açısı ile kaleme alındığını düşünüyorum.