Bir İbrahim Tenekeci klasiği. kısa ve etkileyici köşe yazıları. yazıları okurken neredeyse her satırın altına çizmek istiyor insan. ve her daim güncelliğini koruyan yazılar.
İbrahim Tenekeci, ismini güzel koyduğu bu kitabında maalesef bolca tekrara düşmüş. Hem kitabın içinde sık sık tekrar edilen cümleler hem de diğer kitaplarından tekrarlar mevcut. O kadar yorulmuşuz ki eskilerin güzelliğinden dem vuranlardan, 20-30 yıldaki hızlı ve köklü kötü bir değişimden söz edenlerden ...
Kurumuş pınarlardan, terkedilmiş köylere, herkesin batılılaşmasından, kimsenin dürüst olmayışına, siyasetin yanlışlığından gazetelerin satılık olduğuna, yazım hatalarımızdan, dilin namus olduğuna, Osmanlı'nın güzelliğinden tutun günümüzün yaşanmayacak kadar kirliliğine varıncaya kadar insanı yaşamaktan soğutabilecek kıvamda olan satırların hepsi sanki bu kitapta .
Olumlu birkaç cümle de gözüme çarptı elbette. Fakat insanoğlunu bu denli kötülerken, hayıflanmalarla doldurulan satırlar, sayfalar nasıl bir geri dönüşümün öncüsü olabilir? Bilemiyorum. Kitapta sanki siz ve biz ayrımı vardı. Bu sözleri sarfettikten sonra kendime şunu da söylemeden edemeyeceğim.
-İki cümleyi düzerken zorluk çeken ben'im bunları söylemek ne haddime!
"Madem şu çiğdemin bir fikri; şu serçenin özel eşyası; şu taşın yarına kalma kaygısı yok, bunların hiçbiri bende de olmasın" diyerek akıl yükünün, insan olmanın ağırlığı altında, kıvranan bir beynin yazılarından oluşmuş kitabımız..
Şiirleriyle, sanal alemde dolaşan güzel ve anlamlı sözleriyle tanışmıştım yazarı. Anladım ki fikri anlamda sancılar çeken, yorgun bir yürek taşıyor kendisi...
Çok fazla güldüğü için, "cennetle mi mujdelendiniz ki bu kadar gülüyorsunuz"uyarısıyla kendine gelen ümmetin, derdiyle dertlenen yazar kendini kisaca şu cümleyle anlatıyor:
"Evet değişen fazla bir şey yok
Üzülmek, hala hepimizin baba mesleği"
Bu kitap suya sabuna dokunuyor.. mütedeyyin çevrenin nasıl değiştiğini, ahlak kavramının nasıl da yitirildigini farkedip, bugünümüz hakkında harika öngörülerde bulunduğu kitaptır "tüfeksiz hareketler". evet tüfek yok ama okuyanları kelimelerle kalpten vuracak cümleleri barındırıyor, kendimizi sorgulamamiza sebep oluyor bu kitap.
Mesela "bir kitabın ne anlattığına değil de ne kadar sattığı daha önemli hâle geldi." Cümlesi bugün canımı acıtan Şeyma Subaşı" nın kitabının (!) baskısının tükenmesini hatırlattı bana. Çok satıyorsa kesin güzeldir (!) Ben de alacaktım ama bitmiş baskısı
"Doksanlı yıllardan sonra mütedeyyin camia de bazı değişiklikler oldu. Bu değişiklikler, dışarıdan bakıldığında, küçük ve masum görünüyor olabilir. Mesela "kanaat en büyük hazinedir." Sözünü yerine "kanat en büyük hazinedir." aldı. Bir harflik bu "küçük" değişim birçok Müslümanı öyle yerlere götürdü ki, anlaşılır ve anlatılır gibi değil." Cümlesi size de bugünü anlatmıyor mu?
Neyse, dediğim gibi "suya sabuna" dokunan bir kitap. Okuyun efendim..
KİTAPLA KALIN 🤗
Akıl sahiplerinin yerini mal sahiplerinin aldığı bir dönemde, yapmaya çalıştığım şey; 3 yanlışın bir
İçimde hoş bir sadâ bırakan kitapları hep çok sevmişimdir. İbrahim ağabey'in kitapları da hep o kategoride olmuştur benim için.
Milli Gazete'de yayımlanan yazılarından derlemiş ve kitabımızı o şekilde oluşturmuş, İbrahim ağabeyciğim. Çok fazla alt anlam içeren, erbabı olmayanın pek anlayamayacağı müthiş güzel denemeler mevcut içerisinde. Hepsini ayrı ayrı çok beğendim.
Her ne kadar artık ayrı kulvarlarda olsak da, içinin temizliğine ve samimiyetine bir başka inandığım ağabeylerimden olur kendisi. Ayrıca alanında da çok başarılı olduğunu düşünüyorum, zira çok dikkatli ve aynı zamanda rikkatli bir yazardır. İnsanı tebessüm ettiren o güzel kalemine hep hayran olmuşumdur. Muhakkak okumanızı tavsiye ederim.
İbrahim Tenekeci’nin Tüfeksiz Hareketler kitabı, gürültüsüz ama derin bir kitaptır. Yazar, insanı, hayatı, dostluğu ve ahlakı kısa ama etkili cümlelerle anlatır. Japon ressamların bir çiçeğe aylarca bakıp üç saniyede çizdiği örneği verir; bizse insanları üç saniyede tanıyor, sonra aylarca pişman oluyoruz. Bu, günümüz ilişkilerinin yüzeyselliğine ince bir eleştiridir.
Kitap boyunca yazar, ahlakın, sadeliğin ve vefanın peşindedir. Üzülmeyi bir meziyet gibi görür: "Üzülmek, hâlâ hepimizin baba mesleği." Günümüz insanının değerlerini sorgular; artık kitapların ne anlattığından çok kaç sattığına bakıldığını, bilginin paylaşılmak yerine bir üstünlük aracına dönüştüğünü söyler.
İsmet Özel’in şu cümlesi kitapta yankılanır: "Türkiye’de insanlar, insan olmayı değil, zengin olmayı seçtiler." Bu, yazarın derdini özetleyen bir cümledir. Modern dünyaya karşı bir iç çekiştir. Yine de öfkelenmez. Hüseyin Kazım Kadri’yi hatırlatır: "Dostluk kurduğun insanlardan vefasızlık görürsen, kırma; üslup ile geri çekil." Tenekeci, bağırmadan anlatır, yargılamadan hatırlatır.
Tüfeksiz Hareketler, bir kalbin, bir vicdanın yazdıklarıdır. Okuyucusuna nasihat vermez; sadece düşünmeye davet eder. Çünkü bazı kitaplar haykırmaz, fısıldar. Ama o fısıltılar uzun süre akılda kalır.
Tüm okuyuculara tavsiye edilir.
İbrahim Tenekeci’nin Tüfeksiz hareketler kitabında yazarın çeşitli dönemlerde kaleme aldığı yazılardan oluşan bir deneme kitabıdır.
Kitabı ilk açtığımda bana ilginç bir çağrışımında yaptığını fark ettim. Çünkü Kitabın adı “ Tüfeksiz Hareketler” olması kafamda soru işaretler yer bıraktı. Ama kitabı biraz okuyunca neden böyle bir isim bıraktığını da net bir dille zaten öğrendim. Kitabın ismi, İbrahim Tenekeci’nin velhasıl kemal aslında yazarın bu dünyaya karşı silahsız ama bilinçli davranılmasını öğütler. Tenekeci bu kitapta yüksek sesle konuşan, öfkeyle saldıran bir yazar değildir ki zaten İbrahim Tenekeci hayatı boyunca yüksek sesle hitap eden bir yazar değil, kendi halinde kitaplarıyla uğraşan bir isimdir çok sosyal medya kullanmayan bir isimdir.
İbrahim Tenekeci, insana edebiyatı, hayatı ve zamanı sakin bir dil ile sorgulatan bir isimdir. Kitabı boyunca okur, büyük olaylardan çok, küçük ayrıntıların peşine düşen bir yazar ile karşılaşır.
Eserin en dikkat yanı ise bence, Günlük hayatın içinden hareketle derin düşüncelere ulaşabilmesidir. Bir serçe, bir taş bir çiçek veyahut sıradan bir insanın hikâyesi. İbrahim Tenekeci’nin kaleminden anlam kazanan unsurlara dönüşür. Yazar modern hayatın hızına karşı yavaşlığı ve gürültüsüne karşı sadeliğini savunur. Bu nedenle bu kitap sadece bir deneme kitabı değildir. Aynı zamanda bir hayat kitabıdır.
Kitabın en dikkat çekici bir diğer yanı ise, modernleşmeye yönelik eleştirilerdir. Yazar, teknoloji ya da yeniliyi bütün olarak reddetmez; Ancak insanı, insandan uzak tutan her şeye karşı mesafelidir. Tenekeci’ye göre kalabalıklar çoğalmış, fakat insanlar birbirinden uzaklaşmıştır. Bilgi artmış, fakat hikmet ise azalmıştır. İşte kitap boyunca hissedilen temel mantık da budur.
Dil bakımından “ Tüfeksiz Hareketler” Tenekeci’nin
Tüfeksiz Hareketler ~ İbrahim Tenekeci
.
Satır Çizgileri;
.
İnsanlık öldükçe nüfus artıyor.
.
Başımıza gelenlerden korkmadığımız için, bütün korktuklarımız başımıza geldi [Hüseyin Kazım Kadri]
.
Şimdi, fedakârlığın ahmaklık, samimiyetin enayilik; buna karşılık küstahlığın açık sözlülük, kibrin özgüven olarak adlandırıldığı günlere geldik.
.
Yorgunluklarıma çok şey borçluyum [Behçet Necatigil]
.
Doğru. Gölgede olanın gölgesi olmaz.
.
Söz tükenince, insanlar konuşmaya başlıyor.
.
Bu dünyadaki en hassas terazi, insanın içidir.
.
Savunduğumuz şey ile avunduğumuz şey aynı ise, acilen kalbimizle aklımız arasındaki ilişkiyi gözden geçirmemiz gerekiyor.
.
Kitap Yorumu;
Merhaba;
Aslında kitabı bitirdiğim vakit kötü bir vakitte denk geldi neyse diyelim!
İbrahim Tenekeci okumaya başladığımdan beri kalemini severek okudum bu kitabın da da bir çok altını çizdiğim yer oldu, hepsinin buraya yazamıyoruz maalesef ama içinden kendimizce önümüze gelenleri ekliyoruz. Gazete de yazdığı yazıları toparlamış o zamanın gündemine dair yazılardan ve fikirlerden oluşan bir kitap yazarı sevenler için bunu söylemek yeterli sanırım. Çokça İsmet Özel çokça Mustafa kutlu veya Üstad’dan bahsetmesi de ayrı bir cezbettirici diyebilirim.
Kitapla kalın! Tüfeksiz Hareketlerİbrahim Tenekeci
"İnsanin iyi taraflarını ortaya çıkaran unsurlardan biride tabiattır. Evet doğa insanın iyi taraflarını ortaya çıkarır. Orada aklınıza kötü bir şey gelmez. Bu yüzden olsa gerek suya ve yeşile bakmak sünnettir. Gelin görün ki sadece insan olmanin basit özelliklerini değil, tabiatı da yerinden oynattık. Baharı adeta şehir dışına sürdük ."
Evde karantina günlerinde bu satırlar sanki dertleşiyordu benimle.. Katılmadığım görüşleri olsada yazara, genel olarak beğendim. İyi geldi bana. Tavsiye ederim.
Elini rafa uzatıp bu kitabı seçenlere şimdiden istifadeli olmasını diliyor,çok iyi bir tercih yaptığını da söylemek istiyorum.
Gelelim kitabın bende bıraktığı güzelliğe.
Gerçi İbrahim Ağabeyin tüm kitapları bende ayrı bir güzellik etkisi bırakıyor,hamdolsun.
Kalemini,üslubunu sevdiğim nadir yazarlardan olur kendileri.
Rabbim kalemine zeval vermesin,hakikat için akan mürekkebi hiç tükenmesin.
Kitap deneme türünde yazılmış bir eser,günümüz dünyasına ışık tutacak konuları ele alıp kendi fikir dünyasını bize aktarıyor bir nevi.
Kitap incelemesi yapmayalı uzun zaman olduğunu varsayarak ne yazacağımı da bilmiyorum doğrusu.
Ama siz kitabı alın okuyun,okutturun.
Tüm deneme tarzı olan eserleri için aynı şeyi söylüyorum.
İlerleyen zamanlarda dönüp tekrar okuyacağım eserler arasında olacak,birçok alıntısını paylaşmak istesem de hangi birini paylaşayım ki hepsi birbirinden tesirli deyip sadece şöyle düşüncelerimi söyleyecek inceleme yazmak istedim,okuyacaklara bol istifadeli olmasını diliyorum tekrardan.
Kitapla kalın. :)
Roman okumaktan sıkıldığınız zamanlarda okuyabileceğiniz kısa ama dolu dolu denemelerden oluşan bir kitap. Tenekeci her zamanki gibi denemelerinde şahsına münhasır tespitler yapmış.
Bazı yazılarında içerik siyaset olduğundan sıkıldım ancak diğerleri gayet akıcıydı.
Teşekkürler İbrahim Tenekeci
1 Eylül 1970 tarihinde Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde doğdu. Lise eğitimini yarıda bırakıp edebiyata yöneldi. Bir dönem kitapçılık yaptı.
İlk şiiri 1988 yılında yayınlandı. Sonrasında ağırlıklı olarak Dergâh, Kırklar, Derkenar, Merdiven, Endülüs, Kardelen, Düş Çınarı ve Kaşgar dergilerinde göründü. 1998-99 yılları arasında Sağduyu gazetesinde kültür sanat editörü ve köşe yazarı olarak çalıştı. Milli Gazete'de köşe yazarlığı ve düşünce sayfası editörlüğü yaptı. 2000-2005 yılları arasında, 36 sayı yayınlanan Kırklar dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Aynı yıllar içinde, Birey ve Birun yayınlarında dizi editörlüğü yaptı. Kırk civarında şiir, hikâye ve deneme kitabının yayınlanmasına vesile oldu.
Ağır Misafir adlı eseriyle, 2008 yılında, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın Şairi seçildi. Aynı yıl, Yılın Yazarı ödülünü de aldı. Evli ve beş çocuk babasıdır.