FATMA BAYIK

FATMA BAYIK
@Bayik_fatma
'-After all this time? - "Always" '
Hakikat
Ben bugün hayatımı muhasebeye çektim. Doğru ve yanlışı ayırmak güç olmadı aslında. Çektiğim acılar geldi aklıma yine yüreğim kanadı. Birde yüreğimin hızına hız katanlar; ve ansızın gülmelerimi gözleyen, ben güldükçe gülüşlerime etki eden bir çift masum göz. AsLında qeÇ oLsaDa ßen ßugün,insan oLmayı öğrendim..! ! ! ! Ben bügün kendi penceremden bakmamam gerektiğini öğrendim..! İnsanız ya huyumuz kurusun, dilimizi hapsedemeyiz. Başkalarına bakarken hep kendi pencerelerimizden bakarız. Hani o an tek amacımız onu yagılamaktır, Suçlamak için sebepler, bahaneler ararız. Ama konu izlediğimiz pencere olunca, bir ağaç kenarına çekilerek kaderimize yükleriz hatalarımızı ve öfkelerimizi, yahut geride kalmışlıklarımızı. AsLında qeÇ oLsaDa ßen ßugün, Yüreğimin derinliklerine kulak vermeyi öğrendim..! ! ! ! ßen bugün yüreğimin hesabını verdim. Biliyorum artık sen yoksun, olmayacaksında...! Sen güldüğünde yüreğim titremeyecek mesela, sesim kısılmayacak, ve ellerim her yağmur yağdığında,sankı seni alıp ordan oraya savuracak, başka diyarlara götürecekmiş gibi sıkı sıkı sardığım ellerini tutamayacak...! Senden sonra hayat; rüzgarların önüne kattığı çınar yaprağı gibi süzüle süzüle değilde, fındık yaprağı gibi döndüre döndüre savurdu beni. Savurdukça içim acır oldu, her defasında biryerlerim kanadı ve her savuruşunda kalbimde oluşan bir sancı. O savurdukça ben yeniden düştüm, yüreğimde bir acı ile saplanıp kaldım düştüğüm yerde....! Sende haklısın güzelim hep derler ya hayat kanatacak ki, değerini bilesin hayallerinin diye. Düşündüm de şimdi, senmiydin yüreğimi bu kadar acıtan yoksa rüzgarmıydı her savurduğunda kanayan yerlerimi tekrar kanatan..! ! ! !
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Olmuyorr...
Doğada hiçbir şey yoktan var olmuyor ve sarayların enkaza, hayallerin hezeyana dönmesi için bir an yetiyor; geriye kala kala biraz toz, belki biraz da kül kalıyor. En ölümcül zehirler, tıpkı en kuvvetli tılsımlar gibi insan yüreğinde büyüyor ve hiçbir yer, ama hiçbir yer insanın evi gibi olmuyor
alper gencer - borç baki, gelsin saki! devrim ve çay, ağustos 2012
çözemedin gövdeni yerin askılarından. toprak, baştan çıkartıcı bir hamle olarak her yanını sarmakta. alamadın kökünü tenin saksılarından. üstün başın hep deri! uçmak istiyorsan neden çekiyorsun ki yeri? aklınla hatırladığını yüreğinle unutuyorsun sevgili. daha en başta bir hafızı işe almaman korkunç bir hataydı belki de. tuttuğun notların sana okunması için yalnızlığını bir parça, yani tamamen bozman gerekirdi. ya da tam ortandan olmasa bile yarılıp, kendinle yüzleşecek kadarını servis etmeliydin kendine. mesela ben, seninle her geçtiğimiz sokağa hangi ismi istediysem o ismi verdim. şimdi gözlerin bana çok eski bir yemin gibi duruyorsa bunu, yüreğimle hatırladığımı aklımla unutamadığıma verdim. ne gök, ne de uzay… bunlar, üzerimize kapanandan bizi kurtaracak bir ferahlık bahşetmiyor nefesimize. hatta birer kez de onlar kapanıyorlar üstümüze ve en son güneş, ardını göstermeyen bir yırtık gibi yakıp giydiriyor bizi. öte yanda bütün bu sıcağı ödeyen karşılıksız bir teklif sanki, ağzımın kenarlarından saçlarıma ve tırnaklarıma doğru sunulan o serin sarhoşluk. güneşe yeniden, yeniden isimler veren o canım sarhoşluk! bütün dostlarım binbir çeşit meydendi. çok çabuk sarhoş olmak için çok çabuk sevmeyi öğrenmiştik bir yerlerden. bir yerler bize kendiliğinden öğretilmişti. sen unutman gerekeni hatırlayıp, hatırlaman gerekeni unutmuştun. ben, aklımı bir kılavuz olarak hiç düşünmeden işten çıkarmıştım. kesileyim istiyordum kelimelerden de. bakışlarımdan üryan kalsın diye gözlerimi içime çevirmeye razıydım. körün gördüğüne talip, gözün gördüğüne yalancıydım. çünkü en baştan beri koca bir karanlığı karşıma almak, renklerin söylediği yalanlara kanmaktan daha iyi geliyordu bana. sen, renkleri adını bilmediğin bir hazla seviyordun bu sıra. ben, ışığın kafiri olarak karanlığın da
Ah...
Mutluluk, tuhaftır işte. jane austen "mutluluğun er geç geleceğine bütün kalbiyle inanırdı; ki bu aslında mutluluğun kendisiydi." diyerek tarif eder mutluluğu. ah... er geç gelecek
"Bir insanın önündeki bütün yollar yürünebilir yollar ise, o insan artık kaybolmuştur." -İsmet Özel