"Kim ölmüş?"
"Hiç kimse. Bütün gençleri askere alıyorlar."
Kuru ceviz kabuğu gibi buruşuk yüzünü uğruşturdu "Doğru bilmişim..." Dedi kendi kendine, "...işin ucunda yine pis bir ölüm var."
Bekir Sami Bey pencereden istasyona bakıyordu hâlâ. Bir asker, kucağında küçük bir çocukla vagondan aşağı atladı. Çocuğu yerde bekleyen askerin kollarına bıraktı, başka bir yaralıyı getirmek için tekrar vagona girdi. Bekir Sami Bey, birden gözlerinin dolmasına engel olamadı. Çocuk sandığı şeyin, iki bacağı da kökünden kesilmiş genç bir subay olduğunu fark etmişti.