Kovalanan hayvanlar gibiydik orada, başkalarının ve yasağa meydan okuma duygusunun kovaladığı. Burada bunlardan eser yoktu; kent varlığımızdan habersizdi, dünya varlığımızdan habersizdi; hiç de suçlu hissetmiyorduk kendimizi, iyiden kötüden uzakta, yasaklanmışın alacakaranlığında yaşıyorduk. Zamanın bile dışında. Suçortağımız güneş tatlı bir yavaşlıkla batiyor, suçortağımız gece uzun olmayı vaad ediyordu. Damla damla tüketebilecektik birbirimizi, son tad zerresi
ne kadar.