Jaksılık Samiytulı’nın Kaharlı Altay romanı, Doğu Türkistan halkının 20. yüzyılın ortasında verdiği destansı bağımsızlık mücadelesini ve bu mücadelenin önderi Osman Batur’un hayatını anlatır. 1899’da Altay Dağları’nda doğan Osman Batur, 1930’lardan itibaren bölgede artan Sovyet, Çin ve Moğolistan baskılarına karşı halkını savunmaya girişir. Cesareti, ileri görüşlülüğü ve savaşçı zekâsıyla kısa sürede Türklerin lideri olur. Roman, Osman Batur’un şahsında bütün bir milletin özgürlük davasını destansı bir dille işler.
Eserin ilk bölümlerinde Osman Batur’un çevresinde toplanan mücahitlerin ve sivil halkın yaşadığı zorluklar gözler önüne serilir. Silah ve mühimmat büyük bir problemdir; Ziyakan gibi yiğitlerin tehlikeli yollarla silah taşıması, mücadelenin sürmesini sağlar. Bu esnada Kazak halkı yalnızca düşman ordularıyla değil, açlık, susuzluk ve sürgünlerle de baş etmeye çalışır. Ziyakan’ın kız kardeşi Gülzade’nin trajik ölümü, dönemin kargaşa ve acılarını sembolleştirir; Ziyakan’ın yaşadığı vicdan muhasebesi, ihanetler ve iç bölünmelerin direnişi nasıl zorlaştırdığını gösterir.
Romanın merkezinde büyük savaş sahneleri vardır. Osman Batur’un ordusu, Sovyet destekli Çin birlikleriyle Burıltogay, Sarıtogay, Şekürti ve Öndirkara gibi bölgelerde kanlı çatışmalara girer. Buz tutmuş nehirleri aşmaya çalışan kadın, çocuk ve yaşlıların sahneleri, romanın en çarpıcı bölümlerindendir. Sarıtogay Nehri’nin buzları üzerinden göç eden halk, çatırdayan buzların üzerinde dualarla ilerler; bazı kayıplar yaşansa da çoğu sağ kurtulur. Bu an, mücadelenin yalnızca askerî değil, aynı zamanda insani bir dram olduğunu gösterir.
Osman Batur’un mücahitleri çoğu zaman sayıca üstün düşmana karşı gerilla taktikleriyle üstünlük sağlar. Kapas ve Jantas gibi yiğitler, makineli tüfekleri deve sırtında