Beni bırak Sim sen git! Yağmur ağzına doluyordu.Her yer de su vardı.yarari yok bensiz gitmen gerek.
Orda durdu,üşümüş, güçsüz ,düşünceleri bel vermiş, umut ışığı sönmek üzere. Tüm dünya karanlık, yağan su ve umutsuzluk.
Yürürüz öyleyse dedi.Düşmeden yürür, arada bir dinleniriz.
Demek öyleydi! Gerçek buydu işte. Olanlar ortadaydı. Daha ölür ölmez yerine kimin geçeceğinden söz ediliyordu. Öğrencileri ve meslektaşları arasında bulmayı umduğu sevgi ve cömertlik gösterisi buydu işte... Daha gözlerini bile yummamışken, değişikliklerden ve yeniliklerden söz ediyorlardı....
İstemeden bağırdı:
-insanlar !... Nankör insanlar!....
Biraz dolaşıp şehre döndük. İkimizin de
ağzını bıçak açmıyordu. Söylenecek o kadar şey olmasına karşın,hangi dille söylebileceğimizi, nasıl başlayabileceğimizi ve nelerden söz edebileceğimizi bilmiyorduk.