Biraz dolaşıp şehre döndük. İkimizin de
ağzını bıçak açmıyordu. Söylenecek o kadar şey olmasına karşın,hangi dille söylebileceğimizi, nasıl başlayabileceğimizi ve nelerden söz edebileceğimizi bilmiyorduk.
Yusuf susmuştu , bu işlerde bir sakatlık oldugunu hissediyor,fakat kaynanasına verecek bir cevap bulamıyordu. Zaten münakaşaya alışık değildi. En kuvvetli sandığı bir sözüne verilen rasgele bir cevap, onu susturmaya yeterdi. Yalnız, bir müddet sonra,kafasının içinde yeniden azaplı şüpheler uyanır ve onu kıvrandırmaya başlardı.