Banu Koçak

Her gün malını biraz daha artıranların, her gün birkaç sayfa daha okuyanların, her gün, alıştığı için birtakım işleri –gerçekte gereksemeden- yapanların, içlerindeki ölüm payını artırmaktan başka bir şey yapmadıklarını, kendilerini ölümlerine biraz daha yaklaştırdıklarını parlak sözlerle söylediği zamanlar, kimi korkutmak, kimi utandırmak, kimi yaptığından vazgeçirmek istemişti? Şimdi anlayamıyor.
Reklam
Sözlerden ördüğü tükenmez bir ipi boğazına dolaya dolaya tükenmişti.
Havanın ısınmasıyla birlikte ürpermeğe, üşümeğe başlıyor. Gecenin soğuğu kırıldıkça üşüyor. İyi öyle olması. Bu gibi şeyler, küçük küçük gerçeklikler, insanı oyalar.
İnsanı insana oyuncak olsun diye yaratmamış Tanrı, evet, ama ya şeytanın içimize saldığı gururla öyle düşünmek hoşumuza gidiyorsa..
yaşamayı eskitmekten eskitmek için kullanmak gerektir bir şeyi, herhangi bir şeyi yaşamayı tüketmekten bu da öyle, tüketmek için başlamak gerekir yaşama sanki hiç gelmeyecek, erişmeyecek bir bayram gibi, bir belki, bu yoldan giderek bir bayram nasıl beklenirse belki bu yoldan giderek bir şeye varacak bir bayrama nasıl hazırlık yapılırsa, nasıl yaşamanın bütün kaygıları, işleri, oruçları bayrama yönelirse, o kaygılar, o işler, o oruçlar nasıl o bayramda gerekliklerinin doğrulanışını bulursa ama bayram gelirse burada duruyor. bayram, gelirse... ama bütün bir ömür bir bayram hazırlığıyla geçer de o bayram gelmezse... bayramın geldiğini kaç kez düşündü hayatı boyunca, kaç kez "işte geldi artık" dedi, kaç kez artık gelen bu bayramla bugün, bu bayramı gelmiş sayacak mı ki?
Reklam