Hiçliğin böyle birdenbire gelişini anlamak, boyun eğerek inanmak o denli güçtür ki bir insan öldükten sonra, hemen her zaman, şaşkınlığa benzer bir şey çöker ortalığa.
Her gülümseyiş sıkıntılı bir esneme, her sevinç bir lanet, her zevk bir tiksinti gizliyordu, en güzel öpüşler bile insanın dudaklarında, daha yüksek bir şehvetin gerçekleştirilemeyen isteğinden başka şey bırakmıyordu.