“ Ben Hasan tartıcıbaşı Muhammed’in oğlu, ben Giovanni Leone de Medici, bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben.. Şimdi Afrikalı diye anılıyorum ama Afrikalı değilim.. Avrupalı da değilim, Arabistanlı da değilim. Bana Granadalı, Faslı, Zeyyath da derler,ama ben hiçbir ülkeden, kentten ya da boydan değilim. Ben yolların oğluyum.! Ülkem kervan yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanları. Benim Türkçe, Arapça, Kastilya, Berberi, ibranice,Latince sokak İtalyancası konuştuğumu duyacaksınız, çünkü bütün diller ve bütün dualar benim dilllerim. Fakat ben hiçbirine ait değilim, ben yalnızca Tanrıya ve dünyaya aitim yakında bir gün onlara döneceğim”diye başlıyor ve bizi adeta zaman makinesi gibi 1500’lü yıllara götürüyor. Bu dönemde bir çok ülkenin yaşadığı olaylar özellikle doğu-batı, hırıstiyanlık -müslümanlık gibi vurgular ele alınarak romanlaştırırmış. Kitabın başları biraz sıkıcı olduğu için pes etmeyip devam ederseniz romanının sizi çekebildiğini görürsünüz. Belki de koca bir tarihi bu kitapta bulabilirsiniz..