Elif Dedim

Elif Dedim
@BeDedim
ben bir aziz değilim hele gündüz değilim attığı her adımda siyah bir iz bırakan bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi bir yanımda kederi özümleyen bir lale merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim bırakta böyle bitsin bu günahkar serüven bırakta kurtarayım bu emanet sarayı yeter intiharınla oyduğun yüreğimi umutsuz şarkılarla avutulduğun yeter göğsümde bir yanardağ kıvranıyor rüveyda yaraları kapandıkça kanıyor rüveyda duman çöktü güneşin sitem aynalarına aralandı perdeler şimdi sensiz değilim dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim azizler tohum eker sevgi tarlalarına senin gözlerin dram, oysa ağlatan benim ben dilenci, sen sultan sevgi dağıtan benim sen ışık ben karanlık ve aydınlatan benim ben ölümüm sen hayat cana can katan benim sabah sende oluyor güneşi tutan benim soran ben sorulan sen hüznü damıtan benim öldüren ben ölen sen kabirde yatan benim sen, sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi saklıyorum içimde seni bir tufan gibi nerde uğruna ömür verdiğim bela, nerde her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına bir güvercin uçurup kıtalar arasından çağırdın beni geçerek birer birer sürgün kanyonlarını derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına adını söylemek istemiyorum her hecesi amansız bir kor dudaklarımda her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım adını söylemek istemiyorum Rüveyda dediğim zaman anla ki, senin için yürüyor kelimeler çığlığımın atardamarlarından hangi yıldızdır bilmem, gözlerin kayar da üzerime Rüveyda önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime sonra açılır önümde ıstırab vadileri silik renkleriyle adımlarıma çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir hayalin bittiği menfeze doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
Şiir
Önce korkunç azaba kahra gömülüyorum Sonra en büyük affa uğrayıp gülüyorum Çatlıyor da mezarım dışa vuruyor beni Terazi Rüveyda’ya divan kuruyor beni güneş aktı, ay söndü parçalandı yıldızlar Rüveyda şimdi burda sen varsın, gözlerin var Beyaz tüller içinde ruhun sarıyor beni Sahibisin bu eşsiz muhabbet sarayımın Mağrur yükseliyorsun uluların katına Huriler imreniyor sonsuz saltanatına Elime tutuşturup kalbinin kadehini Sevgini şarap gibi sunuyorsun Rüveyda Çiçek çiçek kalbime doluyorsun Rüveyda Acı yok, intizar yok eskide kaldı hasret Ömrünü tamamladı endişe, korku, hayret Buz ve köz tarih oldu Geçti zaman ve mekan Zaman biziz, mekan biz İmkansıza yok imkan Ömrün ne sonundayız, ne de henüz başında Otuz üç yaşındayız, hep otuz üç yaşında İçim sensin bu ilde, dışım sensin Rüveyda Rüveyda, Ben sendeyim sen bendesin Rüveyda
Şiir
"O kızıl bir deniz bense tenhayım Onda umut, bende yalnızlık büyür Ne dünya sonsuzluk, ne ben dehayım İçimde sadece şairler uyur"
Şiir
"geç geldin iklimine yalnızlığımın ağırlayacak yerim kalmadı hicranını umutlarımdan başka"
Şiir