Güzelim İzmir'den yol üstü kim bilir kaçıncı el diyerek 5 liraya aldığım bir diğer kitabın beni bu kadar etkilemesine inanamıyorum. Ve kitaptan bir alıntıyla başlamak istiyorum:
''Adolfina bir gece rüyasında, artık ölmüş olan Freud'u görür: Affet beni affet der, sana çok kötülük yaptım. Adolfina, sen kimseye kötülük yapmadın der, sen sadece eline geçen bir fırsatı, birine iyilik yapma fırsatını kaçırdın.''
Sigmund Freud, İkinci Dünya Savaşı döneminde Viyana'ya girmek üzere olan Hitler 'in sebep olacağı yıkımdan kurtarılmak için Londra'ya götürülüyor. O zamanlar vize alınması çok zor, Viyana'dan çıkış çok zor ve Freud'a onunla birlikte gitmesini istediği kişilerin listesini yapmasını istiyorlar. Sigmund Freud ailesini, eşinin ailesini, doktorunu ve doktorunun ailesini, hizmetçilerini ve en son da köpeğini bu listeye ekliyor. Ama 4 kız kardeşini kız kardeşleri yalvarsa dahi 'Bu savaş yıkıcı olmayacak, bu geçici bir iş gezisi' tarzı bir söylemle listeye eklemiyor. Ve Freud'un bu seçiminin, kız kardeşlerinin kaderleri üzerindeki gerçekte de yaşanmış olan etkilerini okuyoruz.
Kitapta bize her şeyi anlatan kişi Adolfina Freud. Onun dilinden onun hayatını okuyoruz ama bir o kadar da çevresini ayrıntılı anlatıyor bize. Biraz araştırdığınızda da Adolfina hakkında evli mi değil mi ve nasıl öldüğü bilgisinden başka hiçbir bilgi yok kaynaklarda. O yüzden yazar nerede kurguladı nerede gerçekleri yansıttı tabi ki muamma. Ama öyle bir anlatım var ki kitaptaki o hisleri birebir yansıtıyor, o zamanın şartlarıyla, gözleriyle görebiliyorsunuz. Benim için bu betimlemeler ezici bir dilsel güce sahipti ama aynı zamanda o kadar ağırdı ki neredeyse dayanamıyordum. Yazarın, sanki ara sıra ana karakterini gözden kaçırıyormuş gibi, delilik ve ölüm üzerine bir inceleme yazmak istediği