İnsan ruhu, hakikat olmaksızın yaşayamaz, hakikatten uzak kalamaz. Bir bakıma bunalım, ruhun hakikatten uzak kalışı, daha doğrusu uzak kaldığının bilincine varışından doğar.
Eğer Allah'ın insanlığa bir lütfu olarak tarihin içinde gizli kudretler en umulmadık zamanlarda yeni doğuşlar getirmese, geçmiş zaman bunun örnekleriyle dolu olmasa, insanlığın sonuna vardığımız rahatlıkla söylenebilir.
Cetlerimiz inşa etmiyorlar, ibadet ediyorlardı. Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve imanları vardı. Taş, ellerinde canlanıyor, bir ruh parçası kesiliyordu.