Beboo

“Yaşamak şakaya gelmez, Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden yani bütün işin gücün yaşamak olacak Yaşamayı ciddiye alacaksın yani, o derecede, öylesine ki, mesela kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut, kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin. hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de kimse seni buna zorlamamışken hem de en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak, yani ağır bastığından,”
Sayfa 303·Kitabı okudu
Reklam
Olsun, kadın erkek tüm insanlığın aklın ve vicdanın aydınlattığı yolda yürümeyi seçeceği gün er veya geç gelecekti. Buna bütün kalbimle inanıyordum. Sabrımı ve sükunetimi bu inançtan alıyordum. O güne kadar, başa her gelen çekilecek! Oyunun kuralı böyle! Yaşam oyununun!
Sayfa 303·Kitabı okudu
“Ağlasam sesimi duyar mısınız Mısralarımda Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel Kelimelerin kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce.”
Sayfa 248·Kitabı okudu
Başkaları ne söylerse söylesin, dinlemeyecektim. Bu, benim hayatımdı çünkü! Ara sıra da kendim için yaşamak hakkımdı benim. Hatalar yapsam bile!
Sayfa 151·Kitabı okudu
Ben hala, sadece en değerli doktorların değil, en yetenekli mimarların, en bilgili mühendislerin ve en yaratıcı sanatçıların kendi topraklarımızdan çıktığına inanırım. Üstelik hiçbir ırk veya din ayırımı yapmadan. Türkiye’de yaşayan insanlar, kendilerini hangi kimlikle tanımlarlarsa tanımasınlar, bence, suyundan mıdır, havasından mıdır bu memleketin, çok marifetli insanlardır, yeter ki önleri açık olsun, eğitim ve çalışma olanakları sınırlanmasın.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Reklam