Behçet

Annemin mezarı önünde ve Allah'ın yüce katında söz verip, and içiyorum ki ulusumun bu kadar kan dökerek elde ettiği egemenliğinin korunması ve savunması için gerekirse annemin yanına gitmekte gecikmeyecegim. Ulus egemenliği uğrunda can vermek, benim için vicdan borcu olsun, namus borcu olsun!
Sayfa 510 - 1923 Atatürk İzmir'de ki annesinin mezarını ziyaretinde dile getirdiği andı·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Annesini kaybettiği gün memleket islerine ara vermeden devam eden Mustafa Kemal, Eskişehir'de kalabalık arasında kalan yaşlı kadını farkeder ve, "Bırakınız gelsin, belki bir derdi, bir diyeceği vardır.." der. Güvenlik güçleri yana açılarak, yaşlı kadının önünü açtılar. Olabildiğince hızla ilerleyen yaşlı kadın, Atatürk'ün önüne gelince durdu, şefkat dolu gözlerini onun gözlerine dikti. Bir eliyle de omzuna uzandı, oğlu yaşındaki Paşa'nın omzunu sıvazladı. "İşittim ki anan ölmüş" dedi, "başın sağ ola..." Atatürk, bir süre hareketsiz kaldı. Yaşlı kadına minnet ve hüzünle bakarken gözleri nemlendi. Yavaş ve titreyen bir sesle, "Evet, anam öldü" dedi. Acıyla başını salladiktan sonra ekledi: "VATAN ANAM SAĞ OLSUN... SİZ SAĞ OLUN!"
Sayfa 506·Kitabı okudu
Edebiyat
BAŞKUMANDAN!
Sakarya savaşı günleri... Komutanlarin ziyafeti var, bir parça tavuk ile dört beş dilim siyah ekmek... Mustafa Kemal, İsmet Paşa, batı cephesi kurmay başkanı Asım Gündüz, Kazım Bey sofraya birlikte oturdular. Diğer komutanlar da hemen yakındaki bir masadaydilar. Tam yemeye başlayacakları zaman Mustafa Kemal, Kazım Beye, "Erlere yiyecek ne verebildiniz?" diye sordu. Kazım Bey durakladı. Yemeği hazırlayan Hayrullah Bey'e seslendi, "Hayrullah Bey, erlere ne verebildik?" Hayrullah Bey yutkundu, "Efendim, dün sabah tedarik ettiğimiz buğdayı kavurmalari için birliklere dağıtmıstik" diyebildi Mustafa Kemal Paşa, biraz düşündükten sonra, önündeki tavuk parçasına el sürmeden kalkıp yürüdü. Öteki paşalar da onu izleyerek sofradan kalktılar. O akşam herkes aç yattı..
Sayfa 488·Kitabı okudu
Edebiyat
Amasya toplantısının ilerleyen bir saatinde Mustafa Kemal, vaiz Abdurrahman Kâmil Efendiden ertesi gunku cuma hutbesinde bu kararlardan ve kararların öneminden söz etmesini istedi. Mustafa Kemal'i dikkatle dinleyen vaiz hemen toplanarak, "Paşam izninizle ben kalkayım, yarınki cuma hutbesini hazırlamam icin..." dedi ve ayağa kalktı. Mustafa Kemal de ayağa kalkarak pencereye, gecenin karanlığına doğru göz attıktan sonra, "Ortalık karanlık... yanınıza bir adam katayım, " dedi Vaiz efendi, Mustafa Kemal'in gözlerinin içine bakarak, "Gözlerinizin ışığı beni götürür Paşam..." diye cevap verdi. Bu cevaptan çok duygulanan Mustafa Kemal'in yüzünde mutlu bir gülümseme belirdi. Biraz düşündükten sonra, "Baba... Bu işte başarılı olmak da var, olmamak da.. inşallah başaracağız. Eğer olamazsak bizi asarlar... kelle gider! Ne dersin?" diye sordu. Hoca Kâmil Efendi, gözlerini Mustafa Kemal'den ayırmadan, hafifçe başını sallayarak su cevabi verdi: "OĞUL! SEN KI GENC YAŞTA BAŞINI VATAN MILLET UGRUNA FEDA ETMISSIN, BENIM BU IHTIYAR KELLEYI DE... KOY SENİN UĞRUNA FEDA OLSUN!"
Sayfa 426·Kitabı okudu
Edebiyat
Bandırma vapuru kaptanı soluk soluğa, "Paşam gemide arama yapmak istiyorlar!" "Kim?" "Işgal subayları!" Mustafa Kemal sertleşti birden: "Ne aramasi bu?" "Silah, mühimmat diyorlar!" Şimdi rahatlattı. "Arasınlar, arasınlar," dedi, "siz de görevinizi yaptıktan sonra bana sonucu bildirin." Kaptan çıkınca, Mustafa Kemal arkadaşlarına döndü: "Bunlar böyle işte... yalnız demire çeliğe ve silah gücüne dayanırlar. Maddeden başka bir şey bilmezler. Bilmiyorlar ki, biz Anadoluya silah ve cephane değil ideal ve iman götürüyoruz!"
Sayfa 406·Kitabı okudu
Tarih