Köyde gecen cocukluklarin gür anilarini, tatli akilsizligini kendimde aramam bosuna olurdu. Hic toprak kazmadim, kus yuvasi aramadim, ot toplamadim, kuslara tas atmadim ben.
Ama kitaplar benim kuslarim ve yuvalarim, evcil hayvanlarim, ahirim ve tarlam oldu; kitaplik, aynada yansiyan bir dunyaydi; dunyanin sonsuz kalinligi, degisikligi, onceden bilinmezligi vardi onda.
Inanilmaz maceralara atildim: beni altina alip gömebilecek cığ tehlikelerini goze alarak, sandalyelere, masalara tirmanmak gerekiyordu.
Ust raflardaki kitaplar uzun zaman benden uzak kaldi; kimileri, daha acar acmaz, elimden alindi; kimileri de, sanki saklaniyordu: onlari almis, okumaya baslamistim, yerlerine koydugumu zannediyordum, yeniden bulabilmek icin bir hafta gerekiyordu.