Bir aksam babamla birlikte kopruden vapura bindik, heybeliada'ya evimize gidiyoruz. Karsimizda oturan bir yabanci, anlamadigimiz dille birseyler soyledi. Babam,
- Acaba ne milletten? dedi
Adamin dedigini anliyormusum gibi,
- Ingiliz... dedim.
- Ingilizce konussana...
(bir kac sayfa sonra...)
Yabanci, kol saatini ta gozume kadar uzatip yine yuksek sesle virvir birseyler soyledi. Bu sefer ben de ona bagirarak,
- MAY NAMBIR IS FORTI VAN... dedim.
O da bagirdi. Ben de ona,
- DU YU DRINK VOTER? diye bagirdim.
Tam bu sirada babam bana
- Ne diyor adam? diye sormasin mi? Ben simdi ne diyeyim? Durmak da olmaz, birdenbire,
- Bu ne bicim vapur, amma da agir gidiyor. Kac saattir yollardayiz, saate bak diyor... dedim
- Peki, sen ona ne diyorsun?
- Ben de ona "sinirlenmeyin" diyorum, "belki sizin saatiniz bozuktur" diyorum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O gun bugun, aradan yillar gecti, boyuna ingilizce calistim ve ogrendim. Artik her ne istersem, karsimdaki ingilize, amerikaliya anlatiyorum. Ne var ki karsimdaki bana ingilizce olarak hicbirsey anlatamiyor. Tabi anlatamazlar; yalniz benim calismamla olmaz ki, onlarin da calisip ingilizce ogrenmeleri gerekir!
Iyice sarhos olmaya basladim. Adamlara -birer birer koyun viskiyi! Ikiniz birden doldurmayin- diyecegim ama bir turlu -birer birer-in ingilizcesi aklima gelmiyor. Biliyorum, ama sarhoslukla(!) unutmusum. Ben de o hal ile bunlara, -birer birer- diyecegim sozde...
- Vanar vanar yahu, vanar vanar!... dedim.