Mahalle papazinin sana emrettigi gundelik islere sıkı sıkıya baglanirsin; Allah'in, tabiatin emirleri umrunda degildir.
Bak, bir dusun bunlar uzerinde: Butun hayatin boyle geciyor.
Insanin dogusunu gormekten herkes kacar, ama ölümünü gormeye hep kosa kosa gideriz. Inssni öldürmek icin gun ışığında, genis meydanlar arariz, ama onu yaratmak icin karanlik köşelere gizleniriz. Insani yaparken gizlenip utanmak bir odev, onu öldürmesini bilmekse bircok erdemleri icine alan bir sereftir. Biri gunah, oteki sevaptir. Aristoteles memleketinin bir deyimine gore birisini iyilestirmenin öldürmek anlamina geldigini soyler.
Aziz Nesin'in okudugum ilk kitabiydi ve evet pismanim bu kadar gec kaldigima. Gercekten efsane. 15e yakin hikayelerden olusan kitapta tabi ki her biri ayri guzellikte ama bazilari var ki ilk defa bir kitabi okurken gulmekten iki gozumden yaslar bosaldi. Ozellikle;
- Usulen
- Sinekler olmasa
- Uc gunde ingilizce (beni aglatan)
- Mu ni?
Hani gunumuz "komedyen"lerinden cem yilmaz "güldürürken düsündürmek olur muymus" gibisinden elestirmisti ya belli ki aziz nesin'i okumamis herhalde.
Hepimizin yasadigi, gordugu olaylari elestirerek gercek bir mizah ile okuyucusuna aktaran (ki zaten uluslararasi mizah ödüllü) gercekten etkili bir kalem.
"Insanlari o kadar, o kadar cok seviyorum ki, bu asiri sevgim yuzunden insanlarima kizdigim bile oluyor"
-Kendi Hikayem, 1968-