PURPEL

Zamanıdır şimdi kanıtlamanın eylemlerle, Göstermeli insan onurunun boyun eğmeyeceğini tanrının yüceliğine: O karanlık mağaradan korkmadığını, Hayâl gücünün işkenceyle kendini lânetlediği, O geçide varmak isteğiyle, Daracık ağzında cehennem alevlerinin fışkırdığı, Bu adıma karar vermek kaygısızca, Ve isterse olsun hiçliğe akıp gitme pahasına!
Reklam
Kaygı hemen yerleşir yüreğin dibine Orada gizli acılar yaratır, Telaşla dolanır, ne istek ne de huzur bırakır; Sürekli yeni maskelere bürünür, Girer ev-bark, çoluk-çocuk şekline, Ateş, su, kılıç ve zehir olur bazen de: Seni ilgilendirmeyen her şeyden korkarsın, Ve asla kaybetmeyeceklerine sürekli ağlarsın.
Ben ki, Tanrının sureti, kendimi Çok yakın hissederken sonsuz hakikatin aynasına, Keyfime bakarken gökyüzünün parlaklığı ve berraklığında, Ve insanoğlundan kopan, ben, Ben ki, bir melekten de güçlü, özgür gücünü Doğanın damarlarında akıtacak, Ve, yaratarak, tanrılarla yarışacak kadar Bilerek aştım haddimi, nasıl da ödüyorum bedelini! Yıldırım gibi bir söz mahvetti beni.
Kopart bu ruhu öz kaynağından Ve sürükle, ele geçirebilirsen, Kendi yolunda uçuruma doğru Ve utan, itiraf edersen eğer: Karanlık arzularının içinde bunalan iyi bir insan, Asla ayrılmaz doğru yoldan.
Kendi de biliyor çılgınlığını yarı yarıya: Gökyüzünden en güzel yıldızları ister Ve yeryüzündeki en büyük zevkleri, Yanındaki ve uzağındaki hiçbir şey, Tatmin etmiyor coşan yüreğini.
Reklam