Hepimiz çürüyoruz, lakin herkes suçu diğerinin üzerine atıp vicdanını rahatlatmanın peşinde, ekşi çürük kokusunu üstüne alınan yok. İnsanın bozulması hiçbir şeye benzemiyor.
Ben ömrüm boyunca kadınları hem çok sevdim hem de çok saygı duydum onlara.
Özellikle de bizim kadınlarımızın ne kadar becerikli olduklarını, köylük yerlerde kocaları kahvelerde tavla, iskambil oynarken tarladaki mahsulü onların kaldırdığını, evlerini çekip çevirmenin yanı sıra çocuklarını doyurmak için yoktan var ettiklerini de iyi bilirim.
Fedakar ve kahramandır bizim kadınlarımız.
Demek istediğim şu ki, ben yetim Mustafa, diğer arkadaşlarımdan, bu gibi mesuliyetlerimden(annesi ve kız kardeşine bakmak) dolayı daha kamil bir çocuktum.
Kafamı nereye çevirsem yalnızlığımla yüz yüze geliyordum. Sık ve kara ağaçlarla dolu bir yalnızlık ormanı. Anladım ki bu dünyanın tek hakikati insanın yalnızlığıdır, ötesini anlamaya çalışanların kalbinde sadece yorgunluk kalır.