Japon bilim-kurgu alanında ilk okuma deneyimimdi. Dili orta seviye olmakla birlikte biraz kafa karıştırabiliyor. Felsefe, bilim-kurgu ve Japon edebiyatı iç içe olunca türüne de alışık olamayınca çok keyif alamadım ne yazık ki. Kısa anlatımlardan en çok beğendiğim Gizemli Kırık Yansımalar oldu.
Homo sapiens sabahları bir canlıyı öldürebileceği bilgisiyle uyanan ilkel bir avcıydı eskiden. Şimdiyse sabahları bir şey satın alabileceği bilgisiyle uyanıyordu yalnızca.
Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar. Doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla…
Okurken alıp götürdü bu kitap beni, yüreğimde bir yerlere dokundu
Ana karakter gibi kendimi bir gece kütüphanede bulamasam da çoğu gece kendimi yatağımda düşüncelerle boğulurken bulurdum. Kitabı bitirdiğimde keşke kalıbını hayatımdan çıkardım. Hep farklı seçimler yapsaydım hayatımın daha iyi olabileceğini ya da daha mutlu olabileceğimi düşünür kendimi bu düşünceler ile boğardım. Yaşadığım hayatı benimsemediğim için ait hissedemezdim ve içimde kocaman hiçbir şeyin tamamlayamayacağı boşluk var gibi gelirdi. Oysa ki her seçim farklı mutluluk ve üzüntüleri kaçınılmaz şekilde beraberinde getirirdi. Önemli olan yaşadığımız bu hayatı sevmek ve güzelleştirebilmekti.
Aslında günlük hayatta karşılaştığımız şeyler. Üstüne düşmediğimiz için okudukça farkına varıyoruz hayallerimizi nasıl oldurduğumuzu. Evet inancınızı bilimsel araştırmalarla vs pekiştiriyor ama maalesef çok fazla tekrara düşüyor bu da sıkıcı olabiliyor.