Begimay34

İnsana, zamanı unutturan onun kendi içindeki süreklilik duygusudur bir bakıma. İnsandaki sürekli olma duygusu, "ölüm" gerçeğiyle zıttır. Ölüm şahsen tecrübe edilmesi mümkün olmayan bir gerçektir. İnsan olarak, vukuunda mutlak şekilde emin olduğumuz, fakat inanmadığımız bir gerçektir ölüm. Daha doğrusu, şöyle demek lazım: insanda doğuştan gelen bir ölüm fikri yoktur, bu fikri insan sonradan edinmiştir.
Din
Reklam
Eğer, yüreğinizde bir bulantı, kafanızda bir kuşku hissediyorsanız, eğer varlığınızda bir rahatsızlık, çevrenizde bir huzursuzluk varsa, kader sizi seçmeye çağırıyor demektir.
Din
Sartre'ın teşhisi doğrudur: bunalım, seçememekten doğuyor. Bu, birey için olduğu kadar, bir ulus, bir uygarlık için de doğrudur.
Din
Batı uygarlığının bir kaderidir belki, hep aramak, ama bulamamak, yaklaşır gibi olmak, ama asla ulaşamamak, sürekli tatminsizlik duygusu, maddi bir refaha boğulsa bile, intihar düşüncesinden kaçamayış, sıkıntının sürekliliği ve... ve ölüm korkusu.
Din
Sartre'ın, insana sorumluluk yükleyişi, insanı "üstün" tanıyışından değil, tanrıyı reddedişinden ileri gelmektedir.
Din
Reklam