“Yaşam anlardan oluşur, anlarda yaşanır. Ya o an ile bir, onun içinde yerini almış, onu yaşayan ve deneyimleyen bilinçsin ya da ona direnen, karşı koyan, ayrı olmaya çalışansın. O zaman yaşamda olmazsın. İçinde olmadığın bir şeyi yaşayamazsın. Var olamazsın.”
“Şikayet kendi oluşturduğun tatsız gerçekliğe, bir başkası ya da başkalarının sebep olduğu palavrasına dayanmak, bu sebeple kendine acımak ve kendin yetmiyormuş gibi, bu ne kadar kurban olduğun masalına karşındakini de inandırma çabasından başka bir şey değildir ve bence insanın muhteşemliği göz önüne alınırsa çok üzücü.”
“Tüm yaşamımız gibi nefes alıp verme biçimimiz de, zihnin elinde bu duygulardan kaçma, olanları kontrol etme, korkulanlara göre kendini savunma ve yaşamı kendine göre oldurma arzusuyla giderek daha da çarpılıyor. Endişeler, korkular ve kontrol ihtiyacı ile kastıkça kendisi bir kas olan diyafram layıkıyla çalışmıyor, beden o farkı kapatmak için başka kasları devreye sokuyor; tuhaf hareketlenmeler ekliyor ve bedende bir nevi yeni bir solunum sistemi akışı oluyor.”
“Evet, işte bu nefes dediğimiz akım sürekli, kendine özgü bir ritimle, dengeli bir akışla gelip gitmeli. Bebeklerdeki gibi. Nasıl ki makinelerin işlemesi için sürekli enerji gerekir, aynen burada da öyle. İşte bu makinenin tam da olması gerektiği şekilde işlemesi, beslenebilmesi ve kendini sürekli toksinlerden arındırabilmesi için özgürce nefes alabilmesi gerekiyor. Yani akım sürekli bir akış şeklinde olacak.”