Begonyaa

"Klasik devir Osmanlı Şurayı, bizim Topkapı Sarayı dediğimiz Saray-ı Amire de 19. yüzyılın modern dünyasında devletler sistemi içindeki bir büyük devletin klasik evi olarak işlevini tamamlamış ve görevini yeni saraylara devretmek zorunda kalmıştır. Topkapı’nın bu görevini ilk olarak Dolmabahçe Sarayı üstlenmiştir."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Topkapı Sarayı’nın zenginliğinden ve ihtişamından çok kendine has karakteri, çizgileri ve ananeleri vardır. Zaten Topkapı Sarayı, Osmanlı tarihini bir anane, bir baba ocağı gibi kaplamıştır. Padişahlar burada oturmasalar da ölüm hâlinde naaş burada tekfin edilir ve şehzadelerin sünnetleri burada yapılırdı. Topkapı Sarayı somutlaşmış bir anane bütünüdür ve buradaki hayat, bilmemiz gereken bir tarih çizgisidir. Ayrıca Osmanlı devlet anlayışı bu sarayın her bölümünde ve her köşesinde göze çarpmaktadır. Bütün sadeliğine rağmen Topkapı Sarayı Osmanlı medeniyetinin görkemini ve ihtişamını bize anlatır.
Topkapı Sarayı
Topkapı Sarayı da aslında sarayın adı değil, sa­rayın kapılarından birinin adıydı. Kapının iki yanında birer tane top olduğu için o kapıya Topkapı denirdi. Pa­dişah saraya o kapıdan girip çıkardı. O yüzden sarayın adı Topkapı olarak anılmaya başlamış, öyle de kalmış.
"Topkapı Sarayı, Osmanlı sultanlarının ikametgâhıdır. İstanbul fatihi II. Mehmed tarafından 1460’larda yaptırılmış ve bazı ilavelerle 19. yüzyıl ortalarına kadar Osmanlı padişahları ve saray halkı burada ikamet etmiştir. 19. yüzyılda dünyada değişen devlet protokolü ve merasimleri dolayısıyla saray yetersiz kalmış ve 1830'lardan itibaren Sultan II. Mahmud ve oğlu Sultan Abdülmecid Han burada pek ikamet etmemiş ve 1850’lerin başında Osmanlı sultanları Boğaz’daki Dolmabahçe Sarayı’na taşınmışlardır. Mamafih saray terk edildikten sonra da saltanat hâzinesi, mukaddes emanetler ve devlet arşivleri burada muhafaza edilmiştir."
"Osmanlı'da padişahlar zaman zaman halkın gündelik giysilerinden giyerek halkın arasına karışırlar ve gündelik hayatı etüt ederlerdi. Buna tebdil-i kıyafet gezmek denirdi."