Şimdiki gençlere söylüyorum, zahmetten kaçmayın. Tren mi var, atlayın; yol mu var, gidin. O yaşlarda yeni yerleri görmenin zevki başkadır. Tecrübeyle görmek de güzeldir ama gençlik enerjisiyle dolaşmak bir başkadır.
Bir Türk, Avrupa’da en çok iki ülkede rahat eder: İtalya ve İspanya. Özellikle İspanya’nın insanı, rahatlığı ve cana yakınlığıyla bize kendimizi evde hissettirir.
Bu kütüphanelerde, arşivlerde bulunmak, çalışmak; o havayı solumak zevktir. Hepsinin usulünün farklı olduğunu da bilmek gerekir. Örneğin Kongre’de birçok kütüphaneden farklı olarak raf gezemezsin. Ne istiyorsan kartoteksle ısmarlarsın. İstediğin kitap hızla önüne gelir ama dışarı çıkartamazsın. Buna mukabil fotokopi, mikrofilm hizmetleri mükemmeldir. British Library’de istediklerin önüne ertesi gün gelir ama illâ ki gelir. Paris’in kütüphanesi Bibliothèque Nationale’de ise pek gelmez, boşuna bekleme!
Dünyanın en güzel kütüphaneleri sırayla ABD, Britanya, İsrail ve Kıta Avrupa’sındadır. Yine de Avrupa’yı sıraya soktuğuma bakmayın; Avrupa bu konuda bitmek üzere!