"Zarfım yok. Mektup kâğıdım da. Bir defterin boş sayfalarına yazıyorum. Bir defter yaprak yaprak nasıl eksilir?
Bir çırpıda yazılmıyor böylesine mektup.
Günden güne, saatten saate yazım degişiyor. Kimi düzgün, kimi eğri büğrü, çizgiden çıkmış. Yazım gibi uslübum, duygularım da değişiyor. Günüm günüme saatim saatime uymuyor. Bu günlerden birinin hayatımın son günü olabileceğini bilmem bile ona özel bir kıymet atfetmem için yetmiyor."
"Ben ki sana yemin de ettim söz de verdim.
Yemin dine, söz ahlâka dayalı.
Dinimi Allah bilir, ahlâkım ise annemdendir.
Şimdi bana cevap yazma ama al bu nameyi bir köşede sakla."
"Allah şahit, seni 12 yaş altı bir çocuğun masumiyetiyle sevdim. Namahremim değildin diye öptüm gözlerinden. Gözlerimden öpme ayrılmayalım, niye demedin?"