2021 yılının Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Abdulrazak Gurnah ile Kumdan Yürek kitabı ile tanıştım. Tanışmak için çok sabırsızlandığım bir yazardı. Sebebi hem Nobel Edebiyat Ödülü'nü alması hem de bu eseri okuyan kişilerin kitap ile ilgili çok keskin olarak iki tarafa ayrılmasıydı. Sıkıcı bulan, sevmeyen, kitabın zor aktığını söyleyenler..
Siz de eğer bu tür yorumlar duyduysanız, okuduysanız hepsini bir kenara bırakın ve kitaba koşun. Çok çok çok beğendiğim bir eser oldu. Gelelim şimdi kitabın içeriğine..
Kitabımız Zanzibar'da başlıyor. Karakterimiz ise Salim. Salim'in anne babası ayrılmış, Salim de annesi ile birlikte yaşıyor ve bu ayrılığı kendi iç dünyasında adlandırmaya, sebeplendirmeye çalışıyor. Bunu yapamadıkça da babaya öfkeleniyor. Zaten kitabın ilk cümlesi de 'Babam beni istememişti' cümlesi ile başlıyor. Salim okumak için dayısının yanına Londra'ya gidiyor ve orada okula başlayıp farklı bir hayata atılıyor. Peki gerçekten bu hayat onu mutlu edecek bir hayat mı? Salim kafasındaki sorulara cevap bulabilecek mi? Kitap bu sorularla ve saklanan bir aile sırrının merakı ile akıp gidiyor.
Hem bir aile gizemi mevcut hem de arka planda göç, kimlik bunalımı, yozlaşma, dışlanma, ötekileştirme gibi başlıklar okuyucuya aktarılıyor. 1964 Zanzibar Ayaklanması'na da yer verilmiş kitabımızda. Yine değinmeden geçemeyeceğim yazarımızın kendisi de Zanzibar'lı ve eğitim için Londra'ya gitmiş. Bu da eser için otobiyografik mi acaba sorgusunu yaptıran bir detay. Yine Shakespeare'in 'Kısasa Kısas' adlı oyununu referans olarak kaleme almış bu romanı. Kitap öncesi bu eseri okuyabilirsiniz..
Salim'i, o kitap sevdasını, sevgi arayışını, ait olmak isteyip de bir yere ait olamayışını, içindeki ruhundaki o çalkantıyı çok sevdim ben. Yine sarıp sarmalamak istediğim karakterlerden biri