Sevgi, iki insanin birbirlerine varliklarinin özünden baglanmasi, dolayisiyla herbirinin de kendisini varlığının özünden tanıması durumunda doğabilir ancak. Insan gerçekliği de, canlılığı da, sevginin temeli de iste bu “özden tanıma” yaşantısında yatar. Böyle yasanan sevgi sürekli bir meydan okumadır; bir dinlenme yeri degil tersine, birlikte oluşma, büyüme ve çalışmadır; uyum ya da çatışma, nese ya da üzüntü olup olmaması bile önemsizdir artık; temel gercek sudur. İki insan birbirlerini varlıklarının özünden tanırlar, kendilerinden kaçmak şöyle dursun, kendilerini buldukları için bir olurlar.