Duyularımızdan birine acı ya da zevk egemen olursa, öyle kaptırır ki
ruhumuz kendini bu duyguya
artık öteki duyuları tanımaz bile
ve bu olgu, birden çok ruhumuz olduğuna inananların görüşünü çürütür.
Ruhu büyük bir güçle kendine çeken
bir şey görülürse duyulursa,
zaman bir çırpıda akıp gider,
çünkü zamanı algılayan yeti başka,
ruhu içeren yeti başkadır,
biri bağımsız, öteki bağımlıdır.
“Silkip at üstünden tembelliği”
dedi ustam, “kuş tüyü üstünde,
yorgan altında kavuşulmaz üne;
üne kavuşmadan yaşamını tüketen kişi,
dumanın havada, köpüğün suda bıraktığı iz gibi iz bırakır yeryüzünde.