İnsan ayağa kalktıkça kendini tanır, sınırlarını öğrenir ve aslında sandığından daha güçlü olduğunu fark eder. Her kalkış biraz daha bilgelik, biraz daha dayanıklılık getirir. Ve sonunda kişi şunu anlar: Hayat onu yıkmak için değil, şekillendirmek için vardır.
İnsan bazen hayatın ağırlığı altında düşer, yorulur, hatta yerinden kalkamayacak gibi hisseder. Ama asıl mesele düşmek değildir; düştükten sonra ne yaptığıdır. Çünkü her insanın içinde, fark etse de etmese de, yeniden ayağa kalkabilecek bir güç vardır.
“Gılgamış, nereye koşuyorsun?
Aradığın hayatı asla bulamayacaksın.
Tanrılar insanı yarattığında,
ölümü onun payı yaptılar;
hayatı ise kendi ellerinde tuttular.”