Lakin dünyada en güzel şeyler çılgınlıklardan meydana gelir. Ben o sizin dediğiniz çılgınlıklardan yapmayacak olursam hayatıma tamam olmamış gözüyle bakarım.
Aşkta kalp susmaya başlayıp da zihin yetilerini kullanmaya başlarsa o aşk öyle bir hasta çocuğa benzer ki damarlarında taze bir kan yerine zehirli ilaçlar dolaşsın.
Gülmek! Lakin o bizde kuraldır, biz her şeye gülerek başlarız. Fakat bu, bizi gizli gizli, ta içimizden, hatta çoğunlukla kendimize karşı bile saklayarak yapanları kıskanmaktan, yapılan şeyleri beğenmekten alıkoymaz. Güleriz, gülmekle umduğunu yapamamak acısınn intikamını alırız; sonra yavaş yavaş biz de yaparız, artik gülünüp eğlenmekten usanç ortaya çıktıktan sonra yapmakta bir sakınca görmeyiz; fakat vakit geçmiş, o şey sıradanlaşmış, bayağılaşmıştr.
Kalplerimizde bazı illetler vardır ki vücudun tamamıyla dokularının içine işlemedikten sonra keşfolunamayan
gizli hastalıklara has bir içe yerleşme hainliğiyle kendisini göstermeden, tahriplerini haber vermeden içsel bir yangın dumansızlığıyla yanar, yanar; bu bir ateştir ki ne olduğunu bilmeyiz, varlığından haber almayız; o yavaş yavaş, görevinden emin, devam eder: sonunda bir gün, birdenbire, bir hiç, bir dakikalık bir bilgilenme bize gösterir ki kalbimizde bir yangın var. Nedir? Nereden doğmuştur? Bu yangın nasıl serseri bir rüzgârın kanatlarıyla düşerek orasını tutuşturmuştur? Bilmeyiz.