Tasavvuf da, siyaset de, ticaret de, düşünce de bu yönde ise (Allah'ın rızası ve peygamber örnekliği) doğru yoldadır.
Artık Hakk'a bağlanma vakti geldi. İnanarak, yaslanarak...
Yoldan çıkan, yönden bahsetmesin.
Yönü kaybeden, yoldan bahsetmesin.
Günümüzde nasıl siyasî Íslâmcılık Batı'yı hedef alıp, Batı'ya benzer bir vaziyete gelmiş ise, bu tarz sahte tasavvufçular da Allah'ın ve Rasûlullah'ın (s.a.v) emirlerine kayıtsızlığı, ahlâkî gevsekliği meşrulaştırıyor. "Biz Şeríat ile bağıtlı değiliz, biz Allah'ı seviyoruz. Namaz, oruç gibi vazifeler daha O'nu sevemeyenler içindir" diyenler başka bir itikadi sapkınlıktadır.
Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim.
Güvendiğim dağlara kar falan yağmış değil. Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadr, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum.
Evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz.
İsmet Özel