Nihayetinde taşla betonla, ahşapla, çelikle camla yani etrafımızdaki en somut şeylerle mekan kuran, bunlara biçim veren bu sanat dalının kurucu yapiciliktan, bina kuruculuktan ibaret olmadığını hepimiz hissediyoruz. Peki, soyut kavramlarla somut biçimler arasında nasıldır ilişki var? Var olmanın bir biçime, bedene bürünmekle, vücut bulmakla ilişkisi var çünkü.
"Türkiye’de, laikçiliğe dönüşen laiklik projesi, toplumu İslâm’dan, İslâm’la gerçekleştirildiğimiz medeniyet iddialarımızdan ve bu toplumun tarih yapmasını mümkün kılan Müslüman ruhköklerinden uzaklaştırmak şeklinde uygulanmıştır.
Bu anlamda laiklik projesi, bu toplumun boynuna geçirilmiş bir pranga işlevi gördü: Batılı emperyalistlerin sömürgeleştiremedikleri bu toprakların insanını, bu toprakların bir takım insanlarının marifetleriyle zihnen sömürgeleştirdi: Toplumun tarih bilincini linç etti, medeniyet iddiasını ve yaklaşık bin yıl dünya tarihini yapmamızı mümkün kılan muazzam medeniyet tecrübemizin temelini oluşturan ruhköklerini yok etti."
Yusuf Kaplan
2 yıldır okumak istediğim, ara ara ismini unuttuğum, hatırladığımda okumak için can attığım ama bir türlü okumanın nasip olmadığı muhteşem eser. Tavsiye edilir, okumasam da.