“...Yine de iyi bir adamdı, cömert bir doğası vardı ve son lokmasını bile bir arkadaşla paylaşmaya hazırdı; gerçekten de, kelimenin tam anlamıyla son lokmasını benimle birden fazla paylaşmışlığı vardı. Birkaç ay düzgün beslense muhtemelen çalışabilirdi de. Ama iki yıl margarinli ekmekle beslenmek becerilerini ürkütücü bir biçimde zayıflatmıştı. Zihni ile bedeni tamamen sağlıksız düşene dek bu yemek taklidi pislikle hayatta kalmıştı. Onun insanlığını yok eden, doğuştan gelen bir karakter bozukluğu değil, yetersiz beslenmeydi.”