Örümceğin ağ kurmaktan başka yeteneği ve o ağın üzerinde kıpırtısızca beklemekten başka bir yaşam tarzı seçeneği de yoktur. Bir noktada avını bekler durur, zamanla ömrü tükenir ve ölüp gider. Ne hayal kırıklıkları, ne de pişmanlıkları olur.
Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, Paris’te bir sokak kafesinde ya da Bangkok’ta- hep aynı sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.
Nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatırınızı sorup, “iyiyim,” demenizi beklemeleridir.