Belediye binasının kulesindeki saat yedi buçuğu
gösteriyordu. Aslında saatin de önemi yoktu; zaman
bütün gereksizliğiyle karşısında duruyordu. Hiçbir
şey, hiç kimse onu ilgilendirmiyordu. İçten içe ken-
dine acıyordu.
Köşeye varınca mektubu açtı, içindeki katlanmış
kağıdı açtı ve okudu: "Size hiçbir yararı olmayacak
araştırmalarınıza bir son verin ve bunu ikinci bir
uyarı olarak değerlendirin. Sizin adınıza, başka bir
uyarıya gerek kalmayacağım temenni ediyoruz."
Birkaç kişi aynı anda; "Maskeyi indir!" diye bağırdı. Fıidolin kendini korumak istercesine kollarını öne doğru uzattı. Bir sürü maskelinin arasında, maskesi indirilmiş tek kişi olarak durmak, giyinik insanların önünde çırılçıplak kalmaktan bin kat kötü gelmişti ona.
Fridolin omuzlarını silkti. Diğeri salonun ortasına yürüdü, elini havaya kaldırdı, piyano sesi kesildi, dans durdu. Biri sarı, diğeri kırmızı bir kostüm giymiş iki kişi yanına geldi. İkisi aynı anda, Bayım, parola!" dediler.
Fridolin anlamsız bir gülümsemeyle, MUnuttum,"
dedi ve büyük bir rahatlama hissetti.
Sarı kostümlü adam, MBu bir şanssızlık," dedi,
Mburada parolayı unutmakla, hiç bilmemek arasında
bir fark yoktur."