Düştüğüm günden beri saçlarının tor’una
Nasıl yanarım bilsen bu sevdanın kor’una.
Aslanpençesi yemiş, kalbim yaralı ceylan
Gözlerin ki gönlümde kopardı bir heyelan.
Sırrımı verdim sana, namustur dedim sakla
Sevdama bühtan düştü, gel kanın ile akla.
Yusuf’u görmemişti, Züleyha’yı kınayan
Onu gören gözlerin yüreğiydi kanayan.
Saçlarından estikçe her seher nazlı saba
Gurbete düşmüşlüğün haddi gelmez hesaba.
Şimdi o gözlerinin bağlarım karasını
Sen inatla açtıkça vuslatın arasını.
Genç kız yemenisinde oya gibi durmuyor
Tel örgüler arada, derdimizi sormuyor.
Gidiyorlar baharın ardından üzülerek
Ağlayan çocuk gibi turnalar süzülerek.
Ömrümün kalan günü yaprak yaprak düşüyor
Yaban elde, temmuzda yürek kuşum üşüyor.
Kaçıp avcı elinden gel n’olur ece gibi
Ört siyah saçlarını üstüme gece gibi.