Konuşmak istiyordu, dinleyecek kimse yoktu. Çok şey biliyordu, anlatamıyordu. Gördükleri, yaşadıkları, birilerine aktarmak için değilse eğer ya ne içindi?
Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da.
Hiçbir yere ait hissedemiyorum kendimi. Hiçbir eve, hiçbir aileye, hiçbir topluluğa.
Hayat ona, bütün ekinleri ve çiçekleri kıran bir dolu yağmuru gibi geliyordu. Bakışlarında daha çok ıssızlık ve karanlık vardı. Bütün yolları saklayan, bütün bakışları kör eden ve yükselen çığlıkları acımasızca yutan geniş ve geçilemez bir karanlık.