Yunan mitolojisinde Pygmalion, Kıbrıslı kadın düşmanı bir heykeltıraştır. Kadınlarla yaşadığı olumsuz tecrübelerden sonra ölünceye kadar kimseyle evlenmeyeceğine dair büyük bir yemin eder ve kendini mesleğine adar. Kimselere benzemeyen mükemmel kadını yaratabilmek için, düşlerindeki kadın heykelini yapmaya karar verir. Uzun bir süre çalışır ve fildişinden yaptığı bu heykel o kadar güzel olmuştur ki Pygmalion eserine aşık olur. Yaptığı heykelin adını” uyuyan aşk” anlamına gelen Galatea koyar. Her gün uzun uzun Galetea’yı seyreder, onunla konuşur ve ona hediyeler alır. Her gece düşlerinde Galatea’nın canlandığını görür. Günlerden bir gün Pygmalion, Afrodit’in yanına gider. Kendisine Galatea gibi bir eş vermesini ister. Pygmalion’un Galatea ‘ya olan sevgisi karşısında Afrodit etkilenir ve Galatea’ya can verir. Pygmalion eve döndüğü zaman fildişi heykeline sarılır ve bir anda onun yumuşaklığını fark eder. Öpüp koklamaya başladığı zaman sıcaklığını hissetmeye başlar. Pygmalion’un dileği gerçek olur ve fildişi heykeli canlanır. Galatea da bu aşka karşılık verir. Pygmalion, Galatea ile evlenir ve çocukları olur.
"Daha çok kız kardeşimin yükseklere kanat çırpmasını istiyorum. Zira özgürlük, hiçbir zaman kadınların kolay kolay elde edebildiği bir şey olmadı."8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun! 💜