Herkese selamlarr🩵
Tehdit, acı, suç, psikolojik şiddet üzerine yazılmış kızdıran, sinirlendiren, hatta ağlatan bir kitap bu. Ne desem bilemedim ama bırakın yumruk yemeği, tekme tokat, dayak yemiş gibi indi beynime. Gerçek olduğunu aklımın almadığı, gözlerimin dolduğu, ama yaşandığını bildiğim ve lanetler yağdıra yağdıra okuduğum bu kitabı nasıl anlatırım bilemedim. Bu yüzden eğer ki mideniz kaldırırsa, yüreğiniz, sabrınız dayanırsa buyurun Mavi ve Deniz'in hayatına, yaşadıklarına ortak olun derim Kitap öyle bir yerde bitiyor ki, inşallah çok uzun zaman geçmeden okurum. Devamı geleceği ve bu kitabın burada bitmediğini öğrenmiş oluyoruz.
Ordu'da bir subay olan Caner ve eşi Hande'nin çocukları Mavi ve Deniz, dışarıdan bakıldığında sıradan bir aile gibi görünse de, gerçekte iki küçük kızin içinde büyüyen koca bir karanlık barındırıyorlar. Bu iki küçük kız, oyun zannettikleri şeyin aslında yetişkinlerin kirli emellerinin bir parçası olduğunu çok sonra fark ederler. Biri üç yaşında, diğeri altı yaşında olan Mavi ve Deniz, kendilerini aile içi istismarın pençesinde bulurlar ve yaşadıkları her şeyi birer "evcilik oyunu" sanırlar İşte böyle bir
trajedinin içinden çıkmaya çalışan iki kız kardeşin hikayesi, insanın boğazında bir düğüm gibi hissedilen acılarla doludur.
Deniz, ailesinin gölgesinde büyümenin yükünü ağır şekilde taşır ve yaşama gücünü erkenden kaybeder. Kendi celladına aşık olan genç kız, hayattan koparken, geride kardeşi Mavi'yi bırakır. Mavi ise bir şekilde bu karanlık geçmişten sıyrılmaya çalişır ve
hayatta kalmak için kendi yolunu çizmeye karar verir. Kendisini yeniden tanımak ve anlamak isteyen Mavi, ordudan ayrılıp cezaevinde infaz memuru olarak işe başlar. Burada, hapishanedeki mahkumlara gelen
mektupları okuyarak onların iç dünyalarına tanıklık eder.