Gerçek bir yaşam öyküsünden uyarlanan bu hikâye, bir yolculukla başlayıp bir yolculukla biter. Bu iki yolculuk arasına da “hayat” deriz: Mavi Ulu’nun hayatı…
Mavi Ulu, bir rüyanın peşine takılarak yolculuğuna çıkan genç bir kadındır. Bu rüyanın sonunda gerçeklere, yolculuğun sonundaysa kendine ulaşan Mavi’nin bir sırrı vardır: Çocukluğu boyunca, ablasıyla birlikte anne ve babaları tarafından ensest tacize maruz kalmıştır. Bu yüzden erkeklere küsmüştür ve başkasıyla nişanlı olan Avukat Pınar ile gizli bir ilişki yaşamaktadır. Peki bir insanın tüm geçmişi bir sırra dönüşmüşse ne olur? Mavi, bunun cevabını ararken, Olay Yeri İnceleme Uzmanı olduğu işinden istifa eder ve Mektup Okuma Birimi Memuru olarak işe başlar. Önceki işinde birçok kötülüğe, adaletsizliğe, ölüme maruz kalırken; yeni işinde tutunacak tek bir dalı vardır: Mahkûmlara yazılan o mektuplar, ona ait olmayan ama sanki ona yazılmış gibi hissettiği cümleler ve dışarda bekleyenlerin hayallerini, isteklerini gerçekleştirmek… Mavi, bunu kendine misyon edinir ve ablası Deniz’in kılığına girerek, mahkûm yakınlarının gizli kahramanı olduğu bu umut dolu göreve soyunur. Ta ki bir gün o mektupların birinde, onun içinde gizli kalmış bir yere dokunan kötü cümlelere rastlayana kadar…
Mavi, yaptığı iyiliklere bir yenisini ekler: O cümlelerle aklına düşen pedofili ve ensest şüphesinin peşine takılır. Down Sendromlu Ela ve amcası Psikolog Ender’in hayatına girer. Danışan olarak ona yaklaşır ve bunları çözmeyi, bir zamanlar ona yapılanların öcünü bir başkasından almayı kafaya koyar. Ne var ki gün geçtikçe, şüphelendiği Ender’e ve yeğeni Ela’ya bağlanmaya başlar. Bir yandan delil toplamaya çalışırken, bir yandan da Ender’in suçlu olduğuna inanamaz ve ona kalbini kaptırdığını fark eder. Ender, Mavi’nin hayatına aldığı ilk erkek mi olacaktır? Yoksa Mavi, büyük bir hata mı yapıyordur?
Hikâye iniş-çıkışlarla, kimi zaman Mavi’nin gerçek günlük alıntılarıyla; kimi zamansa Mavi’nin çocukluk anılarını tetikleyen olaylar yüzünden, eski günleri hatırlamasıyla devam eder. Geçmiş ve gelecek iç içe geçer; Mavi’nin bir çocukluğunu, bir de bugününü okuruz. Bu iki zaman, bir şekilde paralel ilerler; hayatın bir tekrar ve döngü olup olmadığını sorgulatır. Pedofili, ensest, suç, intikam, cinayet, yasak aşk ve gerçek aşk: Bir kitapta ve bir hayatta olabilecek en karmaşık hikâye! Hikâye bittiğinde ise şunu sorarız: Acaba gerçekten bitti mi?
Mavi- Görüldü Hakkında Yorumlar
“Arif Bilgili ve Belgin Kuşoğlu, son romanları Mavi’de aile içi istismar kurbanı olmuş iki küçük kızın hikâyesini iç burkan bir dil ve duyarlıkla anlatıyor. Ana baba taciziyle yükü zor taşınan, uyumsuz bir büyüme süreci yaşayan iki kız kardeşten büyüğü olan Deniz genç yaşında yaşama gücünü yitiriyor. Mavi ise ensest mağduru bir çocuk olmanın benliğinde açtığı derin ruhsal yaralarla asıl yetişkin olduğunda baş etmeye çalışıyor. Bütün çelişkilerine, yıpranmışlığına karşı güçlü davranıyor. Kadın olarak kendini arayıp bulma mücadelesinde zorlu bir süreç yaşarken sevmeyi ve kimi seveceğini yeniden öğreniyor. Mavi, aile içinde çoğu zaman gizli kalan, ama acısı ömür boyu ruha ıstırap veren sapkın olguyu cesaretle işliyor. Arif Bilgili ve Belgin Kuşoğlu’nun tehlikeli bir konuyu gerçek belgelere dayanarak şefkatle, derinlikli bir biçimde dile getirdiği Mavi, başarılı, okunmaya değer bir roman.” İNCİ ARAL
“Mavi… Görenlerin görmezden geldiği, akleden başların vurdumduymaz şekilde başını yastığa koyduğu, mavi gökyüzünün mezbaha rengine büründüğü, yeryüzünün üstü açık tımarhaneye dönüştüğü bir dönemde, bir fotoğraf karesi vicdanların gözlerini açmaya yetecekti. Ruhlardaki flu sisleri dağıtan Mavi romanının sayfalarında âdeta çağlar öncesinden günümüze Yunus Emre'nin sesi yankılanıyor: Marifet insan olarak doğmak değildir, son nefesine kadar insan kalabilmektir."SİNAN YAĞMUR
“Savaş muhabirinin çektiği fotoğraf etik bir kırılma yaratır: Fotoğrafçı dek- lanşöre bastığı sırada, işlenen insanlık suçuna müdahale edebilme ihtimali var- ken, onu fotoğraflamayı seçmiştir. Ama böylece, o suçun tüm insanlıkça görünür hale gelmesini sağlamış, kitlesel kınama ve müdahaleyi tetiklemiş, ahlaka davetiye çıkarmıştır. Arif Bilgili ve Belgin Kuşoğlu, “Mavi/Görüldü”de gerçeklere yaslanan son derece rahatsız edici bir insanlık su- çunu yıllar sonra ama tıpkı bir savaş mu- habiri gibi belgeliyorlar: Ne ise o olarak, üzerini örtmeden, bazen gözümüzü kaçı- racağımız kertede acıtıcı bir çıplaklıkta. Bu suçun yeryüzünde sürüp gidişine isyan ederek.”TOLGA MERİÇ
Beta okuyucu olarak Mavi'yi iki günde okudum ama beş günde de kendime gelemedim. Mavi romanı, romanı aşıyor insanı pençesine alıyor. Dünyadan korktum insanlardan ürktüm. İlk sayfadan itibaren insanı çekiyor içine ve bırakmıyor. Keşke okumasaydım keşke başlamasaydım dedirtiyor. Buzlar üzerinde uçurumların kıyısında dans eden kahramanlar dehşet saçıyor yüreğe. Böylesine bir roman, her okurun okuyamayacağı kadar keskin ve derinlikli. Ağıt var, şiir var, haykırış var ve dipsiz ormanların kuyuların ses verdiği çığlıklar var. Hiç beklenmeyen zihinsel çarpılmalar, göçükler, depremler meydana getirebilir gibi sarsıyor okurunu... Bir Rüyaya Ağıt filmi gibi ruhu harap ediyor. Ustalık roman sanat edebiyat hüneriyle geliyor hem de sakıncalı deli edici tedirgin edici yanıyla da nefessiz soluksuz uykusuz bırakıyor. Çok fazla sarstı beni keşke kötü yazılsaydı da böyle etkilenmeseydim dedim kendime. YAZAR EROL YALÇIN
Sözlerimle ifade etmekte zorlandığım bir karmaşa içindeyim, çünkü eseriniz beni adeta sarsıp gün yüzüne çıkarılmayan yaşanmışlıklarla bir tokat etkisi yarattı. Sizin cesaretiniz ve içtenliğiniz, toplumun sakladığı ve dile getirmekten kaçındığı tabular arasına gizlenmiş gerçekleri gün yüzüne çıkardı. Bu, sadece bir kitap olmaktan ziyade aynı zamanda cesaretin ve dürüstlüğün bir eseri.
Karakterlerinizin iç derinliklerine indiğinizde, sıradan romanlarda alışık olduğumuzun ötesinde bir yolculuğa çıktım. Ruh çözümlemeleri ve içsel hesaplaşmaları ustalıkla aktararak, karakterlerinizin acılarını ve yaşadıklarını kalbimde hissettim. Her sayfa, içsel bir sarsıntıya neden oldu ve
okurken, tükenmiş tekrar yaşamda var olmaya çalışan ruhların duygularını kaleminizle ustalıkla canlandırdığınızı hissettim. Dipsiz kuyulara atılmış çocuk ruhların toplumun ciğerine saplanmış hançeri “görüldü” yaparak toplumun daha derin ve dürüst bir şekilde yüzleşmesine yardımcı oluyor. Yürekten tebrik ederim. YAZAR KUYTUDAKİ KADIN