• Ekim 25, 2018

    GÜZELLEME

    Soluk gri bir bulut kümesine benziyordum sen gelmeden önce,
    O eşsiz savruluşumu dizginledim ilk önce,
    “Biri şu kuru bir yaprak gibi uçuşup giden hayatımı durdursun” dediğim an, sen çıktın karşıma.
    Sonra kanıma karıştı adın.
    Sen benim, masalsı güzel güvercinim.
    Beni akıl tarihinin kaynaklarına altyazı olarak geçersen ne de çok sevinirim.

    Çünkü sen, tarih kaynaklarında bile adı geçmeyen masallar kadar güzelsin.

    Okumayı çok seven biri olarak, ilkin hayatı okumayı hedefledim.
    Sonra işte ben çıktım karşına.
    Okumayı çok seven biri olarak.
    Yaşam amacım, bir güvercine perçem olmakmış bilemedim.
    Okumayı çok seven biri olan ben,
    Okunmaya değer bir kitap olarak seni seçtim.

    Çünkü sen sahaflarda bile bulunamayan yüzyıllık kitaplar kadar güzelsin.

    Salıncaklar kurdum sana, mavi, beyaz salıncaklar.
    Çiçekler kopardım senin güzelliğini gördükçe solsunlar diye,
    Sabah akşam çayıma şeker diye seni karıştırdım.
    Annemin dantel örgülerine en çok seni yakıştırdım.

    Çünkü sen oğullarına çeyiz hazırlayan annelerin elleri kadar güzelsin.

    Ey benim çorak topraklara can veren ab-ı hayatım,
    Ömrün kurumayan bir nehir gibi geçsin bilhassa benim yanımda.
    Şu küçücük kalbimle, hayatın insanlığa verdiği role kaptırır gibi kaptırdım kendimi sana.
    Hasretliğim,
    Şimdi göçüp giden kuşların bıraktığı tüylerden kanat oluşturuyorum kendime.
    Yanaklarına konabilmek için.

    Çünkü sen, kadrolu bir fabrika işçisinin kurduğu evlilik hayali kadar güzelsin.
  • Ölüm bu,
    Fıkara ölümü
    Geldim, geliyorum demez.
    Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
    Ya da seher, mahmurlukta,
    Bakarsın, olmuş olacak.
    Bir hastan vardı umutsuz,
    Hasreti uykularda,
    Hasreti soğuk sularda.
    Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
    İki mavi, kocaman korku çiçeği,
    Açar, derin kuyularda...
  • NASA'nın solar sistemle ve solar sistem dışı gezegenlerle ilgili kaydettiği gelişmeler heyecan verici. Carl Sagan artık hayatta değil ve kitap nispeten eski bir teknojik bilgi üzerinden yazılmış bir kitap. Zaman zaman Sagan'ın kitabı yazdığı tarihte yakın gelecek için umut ettiği şeylerde çoktan mesafe kat ettiğimizin farkına varınca teknolojinin gelişme hızına karşı korku dolu bir hayranlık hissettim. Bununla beraber, geleceğimizde dünyaya bir astreoit çarpması sonucu insanlığın yok olmasına karşı tedbir olarak, başka gezegenlerde insan yaşamı kurma fikrinin amacıyla çeliştiğini düşünüyorum. Eğer amacımız gerçekten insan neslini sürdürmek olacaksa, bu dünya dışında bir gezegende mümkün olmayacaktır. Dünya da farklı coğrafyalarda bile insanlar farklı yaşam kültürleri, farklı diller, farklı dini inanışlar ve hatta farklı fiziksel özellikler geliştirdiler. Birçok tür coğrafik izolasyon sonucu birlikte verimli döl verme yeteneğini kaybediyor. Böylelikle yakın ama farklı türler gelişiyor. Gezegensel ayrım ise çok daha büyük. Atmosfer farklı, bitki örtüsü yok. En önemlisi binlerce yıl boyunca içinde var olduğumuz doğal besin zinciri yok. Eğer bu mümkün olursa, oraya giden küçük insan populasyonunun farklılaşması çok daha hızlı olacaktır. Üreme izolasyonu gerçeklestiği andan itibaren, oranin doğasina uyum saglamiş jenerasyonları artık insan olarak tanımlayamayız. Onlar başka bir tür olacaklar. Bu durumda eğer dünyaya bir astroit çarpip var olan mevcut canlı türlerini yok ederse, ve bizler de yok olursak, başka gezegene gidelim ya da gitmeyelim bu insanlığın sonu olacaktır. Ve belki de olması gereken budur. Astronomi bize evrenin var olma sebebi olmadığımızı gösterdi. Biz henüz ( belki de hiçbir zaman) başka bir gezegende canlılık bulamamış olsak ta.. samanyolu galaksisinden başka galaksilerde bir gezegende dünyadaki gibi yaşamsal koşullar kuvvetle muhtemel oluşmuştur. Ayrıca organik bilesiklerden oluşan canlılık bizim dünya da tanıdığımız, bildiğimiz canlılık formu. Belki başka dünyalarda farklı bileşenleri olan farkli canlılık formları vardır, ve biz onların canlı olduğunu anlayamıyoruzdur.... bu nedenle dünyaya gök taşı çarpması, insanlığın yok olmasi solar sisteme, samanyolu galaksisine ve evrenin tümüne hiçbirsey kaybettirmez! Insanlar olarak önleyemediğimiz merak duygumuz bizi evreni tanıdıkça daha da fazlasını öğrenmeye itiyor hepsi bu. Zamanı geldiğinde insan türünün de yok olmaktan bir kurtuluşu yok diye düşünüyorum.
  • Çınarlı kubbeli mavi bir liman...beni o limana.. çıkaramazsın..
  • Düşsen de önemli değil!
    Tekrar ayağa kalkabilirsin!
    Düşmüşken yönünü göğe çevir, gökyüzüne bak!
    Mavi gökyüzü bugün de senin için sınırsız genişliyor.
    Sana gülümsediğini görüyor musun?
    Aya! O zaman sen yaşıyorsun!
    Aya Kito
    Sayfa 82 - Portakal Kitap
  • Bir tepedeyim,hafiften rüzgar esiyor ,
    Yamaçlar orman, ve kuşlar ötüyor.
    Sonsuz bir huzur var, göğsüm ferahlıyor.
    Gök mavi ve beyaz bulutlar kaymada,
    Sonra sen aklıma geliyor,sun
    Yanımda olmanı hayal ediyor,
    Bir taş atıyorum uçurumdan aşağı,
    Sesleniyorum adını bağırıp..
    Dağlar ismini yankılıyor .
    Sen cevap vermiyorsun!