Mavi bir denizdir şimdi uzayıp giden anılar, Üzerine gölge düşmüş aynalarda acımasızca geçiyor yıllar. Hatıralardır yüreğimin gelgitlerinde Dalga dalga kıyıya savrulan. Düşlerimin karanlığında Deniz feneri gibi parıldarken gözlerin Hasretindir içimde kavrulan. Şimdilerde ne sen duyarsın kısılan sesimi Ne karlı dağların rüzgarı üşütür Yokluğunla nasır tutmuş tenimi... Gülünce kısılan buğulu gözlerimde Silmeye kıyamadığım bir iz bırakarak Camı kırık tahta penceremde Kavak dalları gibi sallanır saçların kıvrılarak.
Boş sorular kadar var mı boşluklar Dilim dilime pelesenk gözyaşım iniyor kepenk, acıyor ama sıkılıyorum artık, olmalar bitmiyor ve çok oluyor. Yalnızlığım sar beni, of of of, bitmiyor bu kendini kendine satmalar, savrulmayıp kokmalar, kokuşmalar, ıslatınca yürümüyor kadırgalar. Çekme kürekleri, alnının akından süzülmüyor ter, anca kendini ger ve suspus kendine, şiş ama sis çekme hiç içine yeter be yeter demeler dahi yitmişliğimin n*ok*dağ(.) .. . ..... . . .... ........Ö.Ö ANLAMSIZ bir mors, ses yok Ne kırmızı ne mavi Renklerin unutuşum Ölgünerkek Renklenmedikçe renkler, renkler mi renkler Aşk bir yerinin üzerine oturmuş. Altında kendini bulmuş. İyi oturmuşsa demek, çok uyuşmuşlar! Bir adım sonrasına göz çiziyorum. O göze gölgelip bir adımdan bahsetsinler diye kupkuru bir sıkma sallata sözüm var. Kaşsız göze tozlar kumlar armağan olsun. Batacaklara selamlar ben üstüne yattıkça Gitmeye bir gidiş olsa gerek. Gelmeye geviş. Bulunmayanları seviş. Karanlık da yapar anca aydınlıkta iniş. Yoksa neden durmadan sişiş, kanım dökülmeden bitiş ya da kimine göre finish. Yaşlansa da aynı dikiş. Elin giderse söküş kafan giderse büzüş. Dilin bi yere gitmiyor tükür... Kendi kendine ne şekersin! ne şükela... Konuştukça baydım bai, saymaya başlasam kaç adım var Kendime zırvalardan lavralar.lar.lar ve zort sesi ama çok seslilerden değil, az-gün-düz(mece). Yahu sus be adam diyorum ne olduğunu anlamadan. Sen sen olsan sensizliğinde sessizlik olur muydu? Sessizliğinde sensizlik bıraksan, komşuda da yoktur şimdi, al işte, bu yüzden bizden değiliz. Mavişneişgüzararsın Gidengelmeyorganımauzanmazayaklarımdardamelreçelinebulanmışhiçdeaçdeğilimkalbimeinmegelendermanesatıyorsakorsanlarvar Sahiciyiler MİK Serisi
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
otlar diken diken bu bedende ben kulakları kızarmış toprağın altında hatrına yatır sayılmışım ıssızlığın doğmuş da küllerimden hayal-et sesinde dağılan MİK Serisi - 4 Mart 2022, 22.22 Mavi bakışlarına hiçbir zaman hazır olmadım ama onları üzerimde hissetmediğim, beklemediğim zamanlar da bakışlardan uzakta kalan yönden ayrılamadılar. Ne adil bir dünya — her şeyin karşılığını veriyor. Yine de kendimi torpilli hissediyorum. Kendimce acılarımı sevebilmek bir yana, onları sevinçlerimdeki acılardan daha çok sevebilmek ayrı. Kafam karıştı. Olmadığım yerlere nasıl geldim? Sormadığım sorularla sanırım... MİK Serisi - 5 Mart 2022, 23.42
Biraz mavi, biraz bahar, biraz sessizlik, biraz deniz kokusu, biraz huzur lazım...
10/100
ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum. Nazım Hikmet Ran
Şiir
ZÜMRÜDÜANKA
Serin bir rüyanın hatırınadır çektiğim dünya ağrısı. Bir hayalden geldim ben, bir hayal verdim sana, mavi-yeşil bir hatıra: işte dünya ruhum! ovada sert es, yamaçta sus, ırmakta ağla. İşte dünya kapısı, işte dünya kederi ister dağının gölgesinde dur, ister incirin neşesine vur ağrı kendini ve tamamla.
Şiir