"Rüyalarında, gerçek yaşamlarında hiç görmedikleri sahneleri gördüklerinde, geçmişe ait olayların yada eylemlerin anılarını gördüklerinde, akla gelen en basit açıklama daha önceden yaşamış olduklarıdır. Bence bu kişiler çok önemli bir yanılgıya düşüyorlar. Kendi içlerindeki ikiliğin farkına varmıyorlar. İkinci bir kişilikleri olduğunu bilemediklerinden, iki kez dünyaya gelmiş bir tek kişilikleri olduğunu sanıyorlar."
Kitapta kilisenin ve manastırın din eğitimi verilen ve din görevlisi yetiştirilen masum bir yer olmadığını, ne kadar Tanrı çatısı olsa da insanların bastırılmış dürtülerinden kaynaklanan günah yuvası olduğunu söyleyebiliriz. Söz konusu kitabın baş karakteri Rahibe Suzanne, kendisine dayatılan rahibelik hayatını asla istemez ve istemeyecektir. İçinde bulunduğu koşullar o ne kadar istemese de onu buna zorlar ve Suzanne ne kadar pişman olsa da Rahibelik yeminini etmiştir bir kere. Yine de umut etmeyi sürdürür ve işkencelere rağmen Rahibelikten çıkmak için bir sürü yola başvurur, legal ya da illegal. Diderotun kiliseyi ve manastır yaşamını eleştirmesi hatta bu kitabı kaleme almasının asıl nedeni, belki de kardeşi catherine'nın da bir manastırda gördüğü taciz ve şiddetten ötürü delirmesi ve yaşamını yitirmesidir. Belki de biz aslında uydurulan bir yaşam öyküsünü değil, bir abinin yaşadığı içsel bunalımı ve özlemi okuyoruzdur.
RahibeDenis Diderot · Bordo Siyah Yayınları · 20121,033 okunma