Bir kenarda, olup biteni sessizce izleyen Gazali'ye yaklaştım.
"Ne yapacağım şimdi? Ne yapacağım ben söylesene?"
"O'na teslim olacaksın."
"Nasıl?"
"İnsan sayısı kadar yol vardır. Önce yola çıkmak gerek."
"Yapamayacağım. Buna cesaretim de, gücüm de yok. Hiç bir şey bilmiyorum."
"O'ndan iste."
Sonra usulca kapıyı açıp o da gitti. Arkasından saygıyla uğurladım.
O kadar çok şey biriktiriyor ki insan !
Kimsenin karşılığında bir şey söylemesi de gerekmiyor. Oturup uzun uzun anlatmak, ne varsa söylemek yetiyor çok zaman. Karşındaki bir şey sormasa. Yargılamadan, yüzünü ekşitmeden, saate çaktırmadan bakmaya uğraşmadan, dudak bükmeden dinleyiverse, anlatacak o kadar çok var ki...