Hakan Yücel’in Kurbanlık Oyun kitabını elime aldığımda, o güneş gözlüklü koyun figürü zaten bana bir şeylerin “ters” gideceğinin sinyalini vermişti. Ama itiraf etmeliyim ki, sayfaları çevirdikçe karşılaştığım o sert gerçeklik beni beklediğimden çok daha fazla sarstı.
Kitap, hepimizin bir şekilde içinde olduğu o devasa “sistem” çarkını öyle bir yerden eleştiriyor ki, okurken kendinizi hem kurban hem de cellat koltuğunda otururken bulabiliyorsunuz. “Adalet gerçekten güçlülerin elinde bir oyuncak mı?” sorusu, kitabın her bölümünde adeta tokat gibi yüzünüze çarpıyor. Yazar, sadece bir hikaye anlatmıyor; aslında hepimize bir ayna tutuyor. Kendi yarattığımız hırsların, hataların ve canavarların nasıl birer kurbanı haline geldiğimizi görmek bazen can yakıcı olabiliyor.
Benim için kitabın en etkileyici yanı, o gri bölgeyi çok iyi işlemesiydi. Yani kimse tamamen masum değil, ama kimse de sadece “kötü” değil. Herkes kendi oyununun kurbanı olma yolunda ilerliyor. Eğer “okuyup geçeyim” tarzı bir kitap arıyorsanız, bu o değil. Ama “beni biraz rahatsız etsin, düşündürsün, bakış açımı değiştirsin” diyorsanız, kesinlikle şans vermelisiniz.
Kısacası; adaleti, gücü ve kendi seçimlerimizi sorgulatan, bittikten sonra bile zihninizde dönüp duracak bir yolculuk bu. Ben okurken çokça durup düşündüm, umarım siz de aynı derinliği hissedersiniz.