Hikayeyi az çok bilirsiniz; herkesin ezik gördüğü, iş yerinde yüzüne bile bakmadığı Raif Efendi’nin aslında içinde nasıl bir dram taşıdığını anlatıyor. Gençken Berlin’de bir tabloda gördüğü kadına aşık oluyor, sonra o kadının (Maria Puder) peşinden gidiyor. Ama olay sadece bir aşk hikayesi değil. İki tane yapayalnız insanın, dünyanın o kalabalığından kaçıp birbirini bulması.
Beni en çok yıkan şey sonlara doğru oldu. Hayatta bazen bir şeyi çok istersin ama sırf korkaklıktan, yanlış anlaşılmalardan ya da o gurur yüzünden her şeyi mahvedersin ya, işte Raif bunu sonuna kadar yaşıyor. Bana kalırsa yalnız yaşayıp gitmek her zaman kafası en rahat olanı ama Raif'in halini görünce bence onun ne pahasına olursa olsun o aşkı sonuna kadar yaşaması lazımdı..