Anlattıkça, cümleleri uzatıp durdukça hikayemiz genişliyor, araya yeni kelimeler, yeni insanlar, yeni hatıralar giriyor ve hiçbir zaman başa dönemiyorduk. Dönsek de yolumuzu bulamıyorduk zaten. Giderek kendi hikayemizi değil, kendimize yakıştırdığımız hikayeyi anlattığımızı fark ettiğimizde de iş işten geçmiş oluyordu çoğunlukla. Kendimizi çoğu zaman bambaşka, bizimle ilgisi olmayan, başkasının yaşadığı bir hayatı anlatan garip ve tekinsiz bir hikayenin tam ortasında yakalıyor, yalan her halükarda bize daha çekici geliyor, böylece inanmakta zorlandığınız sabık bir hikaye doğru sürükleniyorduk.