Her tür acıyı yadsıyan bir hayat şeyleşmiş bir hayattır. Yalnızca "öteki tarafından dokunulmuş olmak"tır hayatı canlı tutan. Aksi takdirde aynının cehenneminde hapis kalır.
Mutluluk herkesin kendi başına uğraşması gereken bir şeydir. Kişiye özel bir hale gelmiştir. Eziyet de kişinin kendi başarısızlığının bir sonucu olarak yorumlanır. Böylece devrimin yerini depresyon alır. Kendi ruhumuzu tedaviyle uğraşırken sosyal çarpıklıklara yol açan toplumsal ilişkileri gözden kaçırırız.
Şiddet içeren görüntülerle de pornografik bir ilişkimiz var. Filmlerde ve bilgisayar oyunlarında kendimizi tümüyle kaptırıyoruz şiddet pornosuna. Şiddet pornosu da öldürmeyi bile acısız bir olay haline getiriyor. Bu görüntüler ağrı kesici gibi iş görüyor. Bizi başkalarının acılarına duyarsız kılıyor.
Misal, kimse bakterileri çiçeklerden çok sevmiyor. Misal, kimse gözlerini parmakları kadar görmüyor, Niyazi. Misal, göğüslerin üstü memeyse altı kalptir, kimse bunu anlamıyor. Daha kötü şeyler de var, Niyazi, bir başına olmanın yalnızlıkla karıştırılması gibi. Biz iki başımıza da yalnızız.